Hidayetincileri - İslamiyet  
Go Back   Hidayetincileri - İslamiyet > İslam'a Hizmet Eden Büyüklerimiz > Sahabeler

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 16.01.10   #1 (permalink)
Administratör
 
Şeня-i нϋzϋn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kayıt Tarihi: 25.11.09
Yaş: 18
Konular: 324
Mesajlar: 665
Rep Puanı: 10
Standart Muhammed Masum Faruki

Muhammed Masum Faruki hazretleri evliyanın meşhurlarındandır. İmam-ı Rabbani hazretlerinin üçüncü oğludur. Silsile-i aliyyenin yirmi dördüncüsüdür. Hindistan'ın Serhend şehrinde doğdu

Daha üç yaşında iken kelime-i tevhid söylerdi. Kur'an-ı kerimi kısa zamanda ezberledi. 11 yaşında iken zikir ve murakabe yolunu babası imam-ı Rabbani hazretlerinden aldı. Babası istidadının yüksekliğini anlayınca "Hâl ilimden sonra olduğu için önce ilim okumak gerekir" buyurup oğluna akli ve nakli ilimleri okutmaya başladı. Ona "İlim tahsilini çabuk bitir ki seninle büyük işlerimiz var" buyururdu. 14 yaşında iken babasına "Kendimde bir nur görüyorum ki bütün âlem güneş gibi ondan aydınlanmaktadır" diye arz edince babası "Sen zamanın kutbu olursun" müjdesini verdi. Daha sonra kendisi "Allahü teâlâya hamd olsun. Babamın müjdelediğine kavuştum” demiştir.

16 yaşında iken bütün ilimlerin tahsilini bitirip tasavvufa yöneldi. Babasının feyizlerine kavuştu. Kendisi de "O esrar denizlerinin dalgıcı oldum” buyurmuştur. Öyle yetişti ki onun bereketi ve feyizleri bütün âleme yayıldı. İslam tarihinde hidayeti onunki kadar yaygın olan bir âlim ve mürşid görülmemiştir. 900 bin kişi ona talebe olmuş talebelerinden 140 bini evliyalık mertebelerine kavuşmuş 7 bini de mürşid-i kâmil olmuştur. Talebeleri onun huzurunda bazen bir ayda bazen bir haftada evliya olurlardı. Bazılarını bir teveccühte makamların hepsine ulaştırırdı.

Babası ömrünün son günlerinde ona: "Benim bu dünyada kalmam yalnız kayyumluk vazifesi sebebiyle idi. Bu artık sana verildi. Bu dünyadan göç etmem yaklaştı" buyurmuştur.

Talebelerinden olan Muhammed Hanif-i Kâbili Hocasının himmeti ile çok büyük marifetlere kavuştu. Hocasından icazet alarak memleketi olan Kâbil'e döndü. Halkı irşada başladı. Onu da kıskananlar oldu. Bir grup insan ona gelip "Bir keramet görmedikçe sizin büyüklüğünüze inanmayız. Biz bir ziyafet hazırlıyoruz. Üstadınızı davet ediyoruz. Bugün yemek vaktinde Serhend'den Kâbil'e bir anda gelmesini bekliyoruz. Eğer gelirse hepimiz senin taleben oluruz" diye ilave ettiler. Serhend’den Kâbile bir ayda gelinemezdi. Hâce Muhammed Hanif hocasına olan bağlılığının çokluğundan bunu kabul edip "Hocam yemeği yatsı namazından sonra yer. Siz yemekleri hazırlayın geleceğini ümit ederim" dedi.

Oradakiler gülmeye alaylı bir şekilde yemekleri hazırlamaya başladılar. Vakit gelince "Yatsı vakti oldu. Artık yemek yiyelim" dediler. Hâce "Yemeği getirin üstadım bu saatlerde yemek yer" buyurdu. Oradakiler yemekleri getirirken Muhammed Masum hazretleri altı oğlu ile birlikte evin kapısından içeri girdi. Kendisine hazırlanan yere oturdu. Oradakiler bu hâli görünce hayrete düşüp özür dilemek zorunda kaldılar. Muhammed Masum hazretleri "Yalnız Muhammed Hanif'in hatırı için geldim. Yoksa maksadım sizin ikna olmanız değildir. Evliyadan keramet istenmez" buyurdu. Hep beraber yemeğe başladılar. Oradakiler sohbetin bereketiyle kalblerindeki zulmetten kurtuldular. Onu sevenler arasına girip saadete erdiler.
Şeня-i нϋzϋn isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Gitmek İstediğiniz Forum Başlığı


Saat: 16:44

Telif Hakları vBulletin® v3.8.3 Copyright ©2000 - 2010, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tercüme Eden: HüSeyiN