Hidayetincileri - İslamiyet  
Go Back   Hidayetincileri - İslamiyet > Hz. Kur'an-ı Kerim > Kuran-ı Kerim Tefsiri

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 21.01.10   #31 (permalink)
Üye
Kayıt Tarihi: 20.01.10
Yaş: 22
Konular: 67
Mesajlar: 117
Rep Puanı: 10
Standart Cevap: Tefsiru'l-Müşkil

47- “Vele evdau hilalekum.”
El-İdau süratli yürümekten bir nevidir. El-Vecifu da aynı bunun gibidir.990
(Hilalekum) kendi aranızda demektir.991
“Yebğunekumu’l-fitnete.”
Yani şirk.992
“Ve fikum semmaune lehum.”
Yani aranızda münafıklar vardır.993
50- “İn tusibke hasenetun tesu’hum.”
Yani zafer kazansan.994
“Vein tusibke musibetun.”
Bir felaket, musibet gelirse.995
(987) Tevatee’l-kavmu ala keza: Yani toplandılar, birleştiler. Yani sadece bir ayı haram kıldılar ki haram aylar dört olarak kalsın.
(Kurtubi el-Cami: 8/139)
(988) El yazma aslında yoktur.
(989) Es-Sekinetu ve’s-seken aynı anlamdadır. Korkunun izale olmasıdır. (Müfredat: 237)
Es-Sekinetu oturaklılık ve vakarlılıktır. Bir rivayete göre rahmet, güven ve itimattır. (Lisanu’l-Arap madde sekene)
(990) Yani aranızda süratle bozgunculuğu yayıyorlardı.
(Kurtubi el-Cami: 8/157)
(991) El-Halel iki şey arasındaki boşluktur. Bir işte halel ise zayıflık ve gevşekliktir. İki şey arasındaki boşluğa teşbih yapılmıştır.
(Müfredat: 153)
(992) Savaş yerindeki mahrecinizde aranızda fitne olmasını talep edip çıkartmaya çalışıyorlar. Öyleki onlar sizi oradan geciktirmek, alıkoymak suretiyle bunu yapmak istiyorlar. Mücahid’in dediğine göre teenniyle hareket ederek, geciktirerek. İbni Zeyd’in dediğine göre el-Fitnetu küfürdür. (Taberi Tefsiri: 10/102)
(993) Bunun manası şudur: Aranızda konuşmalarınızı dinleyip onlara iletmek isteyen ve gözleri sürekli üzerinizde olanlar vardır. Mücahid ve İbni Zeyd bunu zikretmişler. Katade şöyle demiş:
“Aranızda onlar için kulak veren ve onların sözünü dinleyenler vardır.” (Taberi Tefsiri: 10/102)
(994) İbni Abbas şöyle demiş: Sefere çıktığınızda Allah size fetihle mutluluk, surur ihsan ettiğinde, onlar bu duruma karşı kahrolurlar. Katade şöyle demiş:
“Eğer fetih müslümanların lehine olsaydı bu onlar ağır gelir ve kahrolurlardı.” (Taberi Tefsiri: 10/105)
(995) Musabetun ve mesubetun: İnsanın başına gelen kötü bir hadisedir. (Sicistani Garibu’l-Kur’an: 186)
52- “El-Husneyeyni.”996
El-Husneyani şehadet ve ganimettir.997
57- “Yecmehune.”
Süratle gidiyorlar. Süratle giden at’a da (feresun cumuh) deniliyor. Çünkü hiç birşey onu geçemiyor.998
“Yelmizuke.”
Yani seni ayıplıyor ve tekzip ediyor.999
60- “İnnema’s-sadakatu li’lfukarai ve’l-mesakini.”
Yaşayacak kadar yiyecek bulamayanlara ve hiçbir şeyi olmayan miskinlere1000 ancak sadaka verilir. Bir rivayete göre yatalak olan fakirlere ve gerçekten muhtaç durumda olan miskine verilir.1001
“Ve’l-amiline aleyha.”
Yani sadaka ve zekat memurlarına ki onlar da sadaka mal, vergi, öşür tahsildarıdırlar.
“Ve’l-müellefeti kulubuhum.”
O kimseler Rasulullah’ın (s.a.v.) islama çekip ısındırmak istediği kimselerdir.
“Vefi’r-rikabi.”
Mukatep olan köleler.1002
“Ve’l-ğarimine.”
Borcu olup ta bir şeyi olmayanlardır.1003
(996) Köşeli parantez arasındaki el yazma asılda yoktur.
(997) İbni Abbas’a göre fetih veya şehadettir. (Taberi Tefsiri: 10/106)
(998) Ebubekir Sicistani’nin görüşüdür. (Garibu’l-Kur’an: 221)
Ve Ebu Abdurrahman Yezidi’nin g örüşüdür.
(Garibu’l-Kur’an ve tefsiri: 165)
İbni Manzur şöyle demiş:
“Bir şeye üstün körü giden herşeye (fekad cemeha bihi) denilir. Adam veya kişilerdeki (el-Cemuh) ise heva ve hevesine uyup önlememesidir. (Lisanu’l-Arap madde cemeha)
(999) El-Lemz: Yüzde bir kusur veya ayıptır. Aslı gizli bir sözle göz ve baş ile işaret manasındadır. Buna (el-İğtiyab) yani gıybet denilir.
(Lisan madde lemeze)
(1000) Hasan’dan nakledildiğine göre evinde oturan fakir ve gezip dolaşmak isteyen miskindir ve keza bu görüş İbni Zeyd, Mücahid ve İbni Abbas’ındır da. (Taberi Tefsiri: 10/110)
(1001)Katade ve Said b. Cübeyr’in görüşüdür.(Taberi Tefsiri: 10/110)
Dahhak şöyle demiş:
“Fakirler, muhacirlerin fakirleridir. Miskinler ise hicret etmeyen kimselerdir. Süfyan’ın dediğine göre yani bedevilere ondan birşey verilmez. Arapların yanında (el-Meskenetu)’nun manası zillettir, Allahu Teala’nın ayette belirttiği gibi:
“Ve duribet aleyhimuz zillete vel meskenetu.” (Bakara: 2/61)
Yani bu şekilde hakir ve zelil olandır ve fakirlik değildir. Buna göre manası şudur: “Sadakalar zekatlar ancak iffet sahibi olup dilenmeyen ve zelil olup dilenen fakirlere verilir. (Taberi Tefsiri: 10/111)
(1002) Malik şöyle demiş: “Onlar azat edilen ve velayetleri müslümanlara olan kölelerdir.” (Kurtubi el-Cami: 8/182)
(1003) Allah’a isyan yolunda borçlanmayan kimselerdir ki bunlar ne ayni ne de nakit veya meta olarak borcunu veremeyendir. Mücahid şöyle demiş:
“Borçlu evi yanıp metaı veya eşyası giden ve çoluk çocuğu perişan olan kimselerdir.” Katade’ye göre harama kaçmadan, israf etmeden ve fakirliğin dışında borç içinde boğulan kimselerdir.
(Taberi Tefsiri: 10/114)
“Ve’bni’s-sebil.”
Bölgesinin dışında, seferde olan.
61- “Huve uzunun.”
Yani kendisine denilen herşeyi kabul eden.1004
“Kul uzunu hayrin lekum.”
Yani ona dediğiniz şeyleri kabul ediyor.1005
69- “İstemteu bi halakihim.”
Yani dünyadaki nasipleriyle ahirete bedelen zevk sefa sürdüler.1006
70- “Ve’l-mu’tefikati.”
Lut kavminin şehirleridir. Çünkü şehirleri altı üste getirilip, ters çevrilmişti.1007
79- “İlla cuhdehum.”
Yani ancak takatleri miktarınca. Fethayla el-Cehd meşakkattir.1008
“Sehirallahu minhum.”
Alay etmelerinden ötürü Allah onları cezalandırdı.
86- “Ulu’t-tavli.”
Yani bolluk ve güç sahibi.
87- “Maa’l-havalifi.”
Yani kadınlarla. Bir rivayete göre insanların en düşükleridir.1009
90- “el-Muazzerune.”
Ciddi mazareti olmayan kimselerdir. Ancak onlar yapmak istemediklerinden dolayı mazaret arzediyorlar.1010 Bir rivayete göre onlar özür beyanında bulunan kimselerdir. (el-Mu’tezirune). Burada (ta) zal’da idgam edilmiştir.1011
(1004) O, şuna benzer: Raculun üzunehu misle fa’letin: “Adam süratle dinleyip kabul ediyor” (Taberi Tefsiri: 10/116)
(1005) Kurralar şu kıraatte ihtilaf etmiştir: “Kul uzunu hayrin lekum.” Bütün bölgelerin genel kurraları: “ kul uzunu hayrin lekum” okumuşlar. Uzun’u hayrine izafe etmişler. Yani:
“Ey Muhammed onlara de ki onlar hayırlı kulaklardır, şer kulakları değildir.” (Kullehum ya Muhammed huve uzunun hayrin la uzunun şerrin) şeklinde tenvinle okumuşlar. Bu şekilde (hayrin) ona haber oluyor. Ebu Cafer’in dediğine göre doğru olan kıraat şudur: “uzun”un hayra izafe edlimesi hayrın cer yapılmasıyla:
“Kul uzunu hayrin lekum.” (Taberi Tefsiri: 10/116-117)
(1006) Hasan’ın dediğine göre dinlerine bedelen.
(Taberi Tefsiri: 10/122)
(1007) Yerin dibine batırılan. (Mekki el-Um’de: 149)
Ebu Abdurrahman Yezidi şöyle demiş:
“İfk te bunun misalidir. O da yalandır. Çünkü hadisi asıl mecrasından çıkarmıştır, kalbetmiştir.” (Garibu’l-Kur’an ve tefsiri: 165)
(1008) İbni Manzur şöyle demiş: “el-Cehd bir şeyde gayret etmeme hususunda artık son haddine varmandır.” (Lisan madde cehede)
(1009) Halifetun’un cemidir. Yani kadınlar, çocuklar ve erkeklerden özür sahibi olanlardır. (Kurtubi el-Cami: 8/223)
(1010) Ebu Ubeyde şöyle demiş: “Yani mazeretinde ciddi olmayan ancak kendi içinde olmayan birşeyi izhar ediyor ve yapmayacağı şeyi sunuyor.” (Mecazu’l-Kur’an: 1/267)
(1011) İbni Mes’ud (el-Mu’tezirune) okumuş. İbni Abbas, Katade, Mücahid, ibni Ya’mer ve Yakub ise ayn’ın cezmi ve zalın tahfifiyle (el-Mu’zerun) okumuşlar. İbni Sumeyfi elif ile (el-Muazirun) okumuş. Züccac şöyle demiş:
“Zal’ın şeddesiyle (el-Muazzerun) okuyanların te’vili şöyle olur:
“Kendilerinin bir özür olsun veya olmasın mazaret beyan edip özür dileğinde bulunanlardır. Aynı zamanda (el-Muazzerun) mazaret beyanında bulunanlardır. Öyleki mezaretlerinin olduğunu söyüyorlar ama mazeretleri yoktur. Ayn’ın cezmiyle (el-Mu’zirun) okuyanların tevili şöyledir:
“Mazeret gösterenler özür beyanı için geldiler.” İbni Enbari şöyle demiş:
“Burada (el-Mu’zirun) gerçek özür sebebiyle özür beyanında bulunanlardır.” (Za’du’l-Mesir: 3/482-483)
101- “Senuazzibuhum merrateyni.”
Hem dünyada hem de ahirette azap edeceğiz. Bir rivayete göre katl ve esarettir.
103- “Ve salli aleyhim.”
Yani onlara dua et.1012
“Sekenun lehum.”
Onlar için huzur ve güvendir.1013
104- “Ve ye’huzu es-sadakati.”
Yani kabul ediyor.1014
107- “Ve irsaden.”
Yani adaveti gözetlemekle.1015
112- “es-Saihune.”
Oruç tutanlar. Aslı bir yere gitmektir ama oruç tutan buna benzetilmiştir. Çünkü oruçlunun herbiri kendini bütün yiyeceklerden, meşrubatlardan ve lezzetlerden alıkoyuyor.1016
114- (“Le evvahun.”)1017
El-Evvah hüzün ve korkudan ötürü çok ah çeken, sabreden.1018
(1012) Yani işledikleri günahlardan dolayı onlar için mağfiret talep et. (Taberi Tefsiri: 11/14)
(1013) İbni Abbas şöyle demiş:
“Onlar için rahmettir.” Katade:
“Onlar için vakarlılıktır” demiş. (Taberi Tefsiri: 11/14)
(1014) Abdullah b. Mes’ud’tan nakledildiğine göre şöyle demiş:
“Sadaka verenlerin sadakası, isteyenin eline girmeden (ki o bizzat eline koyuyor) önce Allah’ın eline ulaşır.” (Taberi Tefsiri: 11/15)
(1015) İbni Manzur şöyle demiş: “El-İrsad beklemektir ve el-İrsad hazırlamaktır, demiş. (ersadtu lehu şey’en ersiduhu) ona birşey hazırladım demektir. (Lisanu’l-Arap madde rasade)
(1016) Süfyan b. Uyeyne şöyle demiş: “Zira oruç tutana (saih) denilmiş. Çünkü oruçlu bütün lezzetleri terkediyor. Ata şöyle demiş:
“Cihad edenlerdir. Bir rivayete göre hicret edenlerdir. Bir rivayete göre ilim tahsil etmek için sefere çıkanlardır. Bir rivayete göre tefekkür edenlerdir.” (Kurtubi el-Cami: 8/269)
(1017) Köşeli parantez arasındaki el yazma asılda yoktur.
(1018) Bunda ihtilaf edilmiştir. Bir rivayete göre Allah’ın kullarına rahmet eden ve gerçeği bilendir. Habeş lügatına göre mümin demektir. Issız çölde Allah’ı zikredip tesbih eden ve Allah’ı çokça zikredendir. Çok Kur’an okuyandır. Fakih’tir. Huşu ve tevazu sahibi olandır. Öyleki hatalarını hatırladığı an, onlardan dolayı mağfiret talep eder. Aslı et-Teevvuh’tandır. Manası meşakkatle nefes alıp verenin göğsünden çıkan sesin duyulmasıdır. (Ah, vah ve benzeri şekillerde). (Kurtubi el-Cami: 8/275)
118- “Bima rahubet.”
Bütün genişliği ile.1019
128- “Azizun aleyhi ma anittum.”
Yani maruz kaldığınız zarar ve başına gelenler onu rahatsız eder. Yani ona isyan etmeniz ve ateşe girmeniz ona zor geliyor.1020
“Harisun aleykum.”
Yani ona itaat etmenizi ve cennete girmenizi hararetle, hırsla istiyor.1021
(1019)Yani genişliğine ve bolluğuna binaen. (Ardun rahibe) geniş, bol yerdir. Er-Rahbeti: Geniş yer ve sahadır. Cem’i: rahbun’dur.
(Lisanu’l-arap madde rahabe)
(1020) Meşakkat, zorluk, musibet ve eziyetlere maruz kalmalarıdır. İbni Kuteybe şöyle demiş:
“Azizun aleyhi ma anittum.” Onun viladetinde şirkten hiçbirşey ona isabet etmedi. Suddi şöyle demiş:
“Ma anittum.” Yani sapıtmanız, dalalete düşmeniz.
(Taberi Tefsiri: 11/55-56)
İbni Esir şöyle demiş:
“el-Anatu” meşakkat, fesat, helak, günah, yanlışlık, hata ve zinadır. Bütün bu lafızların manasında (el-Anetu) kullanılmıştır.
(Lisan madde anete)
(1021) Katade şöyle demiş: “Teslim olmayanın teslim olmasını hırsla, hareretle talep ediyor.” İbni Cerir şöyle demiş:
“Dalalette olanlarınızın hidayete ermesini hırsla istiyor.”
(Taberi Tefsiri: 11/55-56)
MaHSeNN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 21.01.10   #32 (permalink)
Üye
Kayıt Tarihi: 20.01.10
Yaş: 22
Konular: 67
Mesajlar: 117
Rep Puanı: 10
Standart Cevap: Tefsiru'l-Müşkil

YUNUS SURESİ

1- “Elif, lam, ra.”
İbni Abbas’tan (r.a.) rivayet edildiğine göre (elif, lam, ra)’nın tefsiri: Ben Rahman olan Allah’ım.1022 Ondan rivayet edildiğine göre o (demiş ki) Ben gören Allah’ım.1023
2- “Kademe sıdkin.”
Rableri katında doğruluk makamı yazılmış.1024
7- “La yercune likaena.”
Yani korkmuyorlar.1025
22- “Uhite bihim.”
Helak olmaları yaklaştı.1026
24- “Zuhrufeha.”
Onun nebatlarla olan zineti.1027
(1022)Said b. Cübeyr’in görüşüdür. Katade şöyle demiş:
“Elif, lam, ra.” Kur’an isimlerinden biridir. (Taberi Tefsiri: 11/57-58)
(1023) Dehhak’ın görüşüdür. (Taberi Tefsiri: 11/57)
(1024) Bir rivayete göre sıdk menzili ve yaptıkları amelden dolayı iyi bir ecirdir. Bir rivayete göre Allah katında iyi olacakları yazılmıştır. Bir rivayete göre ali derece ve sıdk olacağı yazılmıştır. Sıdk’ın sevabıdır. Doğruluk ve iman makamıdır. Bir rivayete göre meleklerin duasıdır. Bir rivayete göre doğruluk taatinin sıdkiyet mükafatına muvafık olmasıdır. Bir rivayete göre Nebi Muhammed’dir (s.a.v.). Zir a o onları geçen şefiun muta’dır. Bir rivayete göre Allah-u Teala’nın bu ümmeti ilk önce kabirden haşre çıkarması ve ilk önce cennete koymasıdır. Hakikatte ise salih amele koşmaktan kinayedir. Kadem ile kinaye edilmiştir ki, nimetler el ile medh ve övgüde lisan ile kinaye edilsin. Hayır veya şerde olanların hepsi araplarda (kadem) ile ifade edilir. Bir rivayete göre el-Kadem şerefte öne geçmektir. (Kurtubi el-Cami: 8/306)
(1025) Bir rivayete göre umuyorlar. Er-Reca korku ve ummak manasındadır. (Kurtubi el-Cami: 8/311)
Lisanu’l-arap madde reca. Er-Reca emeldendir. Mübâlâ ve ye’sin nakididir.
(1026) Yani bela onları kuşattı. Belaya uğrayan birine:
“Kad uhite bihi” denilir. Bunun aslı ise; düşmanın bir yeri kuşatıp halkını helak etmesidir. (Kurtubi el-Cami: 8/325)
Lisanu’l-arap madde hevete uhite bi fulanin falancanın helakı yaklaştı demektir.
(1027) Yani güzelliği ve zarifliği çıktı. Katade şöyle demiş:
“Nebatını çıkardı ve güzelleşti.” (Taberi Tefsiri: 11/72)
24- “Keen lem teğne bi’l-emsi.”
Sanki dün hiç kurulu bir şehir değildi. El-Meğani evlerdir. Geniyna bil mekani mekanda ikamet ettik demektir.1028
26- “Vela yerhaku.”
Bulaşmaz, gelmez.1029
“Katerun.”
Yani siyah toz lekesi.
27- “Min asimin.”
Bir maniden.
“Kitaan.”
Kit’atun lafzının cemidir. Tı’nın cezmiyle okunursa, gecenin bir kısmı ve geceden bir parça anlamında olur.1030
28- “Fe zeyyelna beynehum.”
Aralarını ayırdık.1031
30- “Tetlu.”
Daha önce geçmiş suhuflarda okursunuz. (Teblu) okunursa denemek, tecrübe etmek anlamında olur.1032
33- “Hakket kelimetu rabbike.”
Yani rabbinin hükmü gerçekleşti.1033
39- “Velemma ye’tihim te’viluhu.”
Yani onun akibeti.1304
(1028) İbni Manzur şöyle demiş: “Ve ğaniye bihi: Yani orada yaşadı. Ve demiş ki: “Keen lem yeğne.” Sanki hiç olmadılar gibidir.
(Lisanu’l-arab ğena)
(1029) Rahekehu’l-emru: Zorla onu kapladı. (Mufredat: 204)
İbni Manzur şöyle demiş:
“El-Murhaku bir işte gücünün yetmediği bir şeyle yükümlü tutulandır. Bihi rahkatun şedidetun: Onda büyük birşey ve fesat vardır. Bir rivayete göre (vela yerhaku) ona ilhak olmaz. (Lisan madde reheka)
(1030) Nafi, Asım, İbni Amir, Ebu Amr ve Hamza (tı)’yı fethayla (kıtaan) okumuşlar. İbni Kesir, Kesai ve Yakub ise, (tı)’nın cezmiyle (kıt’an) okumuşlar. İbni Kuteybe şöyle demiş:
“Kesilen şeyin ismidir.” (Za’du’l-Mesir: 4/26)
Hepsi de geceden parçalardır. Yani gecenin bazı saatleridir.
(Mecazu’l-Kur’an: 1/278)
(1031) Muzayeledendir. “Bir yerden ayrılmak, koparmak” anlamındadır. Zalehu yuzilluhu tıpkı mazehu yumizuhu misalidir.
(Garibu’l-Kur’an ve tefsiri: 170)
İbni Abbas’ın dediğine göre (meyyezna beynehum) Himyer lügatıdır. Onların arasını ayırdık demektir. (El-Luğat fi’l-Kur’an: 28)
(1032) İbni Kesir, Nafi, Ebu Amr, Asım ve İbni Amir (ba) ile (teblu) okumuşlar. Teblu biliyorsun anlamındadır. (Za’du’l-Mesir: 4/27-28)
Hamza, Kesai, Halef ve Zeyd Yakub’tan naklen (ta) ile (tetlu) okumuşlar. (Zadu’l-Mesir: 4/27-28)
(1033) Geçmişte Allah’ın ilminde onların üzerinde hükmü ve emri gerekli kılmıştır. (Taberi Tefsiri: 11/80)
(1034) Ona te’vil olunanın beyanı. (Taberi Tefsiri: 11/83)
58- “Kul bi fadlillahi.”
Yani İslam’la.1035
“Ve bi rahmetihi.”
Kur’an’la.1036
61- “İz tufidune fihi.”
Yani alıyorsunuz.1037
“Vema ya’zubu.”
Yani uzaklaşıp kayboluyor.1038
“Miskale zerretin.”
Yani zerreyi miskal ölçüsü kadar.1039
64- “Lehumu’l-buşra fi’l-hayati’d-dünya.”
O müjde, salih rüyadır.1040 Bir rivayete göre ölüm anında gördüğüdür.
“Vefi’l-ahireti.”
Cennettir.
“La tebdile li kelimatillahi.”
Yani Allah’ın sözlerinde erteleme, gecikme yoktur.1041
66- “İn hum illa yahrusune.”
Yani onlar sezinliyorlar, tahmin ediyorlar ve yalan söylüyorlar.1042
68- Min sultanin.”
Yani huccetten.1043
71- “Summekdu ileyye.”
Yani istediğinizi yapın.1044
(1035)Ebu Said el-Hudri şöyle demiş: “Kur’an’dır. Süfyan:
“İslam ve Kur’an’la” demiş. (Taberi Tefsiri: 11/87)
(1036) Rahmetiyle sizi kendi ehlinden kıldı. (Taberi Tefsiri: 11/87)
(1037) Çoğaltıyorsunuz ve karıştırıp yanlış yapıyorsunuz.
(Ebu AbdurrahmanYezidi Garibu’l-Kur’an ve tefsiri: 171)
Efade’l-kavmu fi’l-hadisi: Yani söze fazla daldılar, çoğalttılar, çok söze giriştiler. (Lisan madde feyede)
(1038) Kinane lügatıyladır. (İbni Abbas el-Luğat fi’l-Kur’an: 28)
(1039) Yani küçük bir karınca ağırlığı. Mesela deniliyor ki al bunu bu (ahaffu miskalen) yani az miktardır.(Ebu Ubeyde Mecazu’l-Kur’an: 1/278)
(1040) Ebu Hureyre’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) bir hadiste şöyle buyurmuş:
“Güzel rüya, müslümanın gördüğü veya ona gördürülen müjdedir.” (Taberi Tefsiri: 11/94)
(1041) Allah’ın kavlinde değişiklik olmaz. (Taberi Tefsiri: 11/96)
(1042) İlimsiz olarak dediği şeylerle ancak zannederek, sezinleyerek batılları uyduruyorlardı. (Taberi Tefsiri: 11/97)
(1043) Burhan, delil. (İbni Manzur lisan madde selete)
(1044) İcra edin yapın. Tıpkı ölüp gidene (kad meda fulanun) denildiği gibi. Bazıları da manası ne yaparsanız yapın bana döneceksiniz demişler ve kadau, boş olmak bir işten feragat etmektir. Borcunu verip rahatladığı zaman (keennehu keda deynehu minzalike) deniliyor. Bazı kurralardan anlatıldığına göre (summekdu ileyye)’yi bana ulaşana dek bana yönelin anlamında okumuştur. Ked efda ileyyel ve cau cümlesinin misalidir. (Taberi Tefsiri: 11/991)
78- “Li telfitena.”
Döndüresin diye mi.1045
“El-Kibriyau.”
Mülk ve şereftir.1046
83- “En yeftinehum.”
Yani onları öldürmek ve azap etmek.1047
87- “Vec’alu buyutekum kıbleten.”
Yani mescitler.1048 Bir rivayete göre kıbleye yönelik demektir.1049
88- “İtmis ala emvalihim.”
Yani mallarını helak et.1050
“Veşdud ala kulubihim.”
Kalplerini şiddetle sık veya katılaştır.1051
90- “Bağyen ve adven.”
Yani zulmen.1052
MaHSeNN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 21.01.10   #33 (permalink)
Üye
Kayıt Tarihi: 20.01.10
Yaş: 22
Konular: 67
Mesajlar: 117
Rep Puanı: 10
Standart Cevap: Tefsiru'l-Müşkil

(1045) El-İltifat ta buna benzer ve üzerinde olduğun şeyden dönmen, ayrılmandır. (Za’du’l-Mesir: 4/50)
Katade şöyle demiş:
“Bizi çevirmen için mi?” (Taberi Tefsiri: 11/101)
(1046) Uzmettir. Kiber’den fi’liya veznindedir. İbni Rukka’da şiirinde aynı anlamda kullanmış.
“Suvideda ğayre fahişinla yudanihi ticbaruhu vela kibriyau.”
“Gayri fahiş bir başkan (veya kadri yüce biri) der. Onun kibirlenmesi ve sultanı yoktur.”
Mücahid şöyle demiş:
“Sultan’dır.” Dehhak ise:
“Taattir” demiş. (Taberi Tefsiri: 11/101)
(1047) Onların önüne sed çekip dönmeye zorluyor.
(Taberi Tefsiri: 11/104)
(1048) İbni Abbas, İkrime, Mücahid, Suddi, Dehhak ve Süfyan’ın görüşüdür. (Taberi Tefsiri: 11/106)
(1049) Said b. Cübeyr, İbni Cerir, Mücahid, Katade ve Dehhak’ın görüşüdür. Bazıları da evlerinizi bir birinizin mukabiline yapınız manasındadır demişler. Bu da Said b. Cübeyr’in görüşüdür.
(Taberi Tefsiri: 11/108)
(1050) Mallarını götür, yok et. Tumiset aynunu onun gözleri gitti, kör oldu demektir. (Ebu Ubeyde Mecazu’l-Kur’an: 1/281)
İbni Manzur şöyle demiş:
“Yani onları değiştir. Bir rivayete göre onların şekerleri, gilikozları taşlar kılındı. Et-Tams mucizesi Musa’ya (a.s.) verilen dokuz mucizenin son örneğidir öyleki Musa’nın (a.s.) duasıyla Fir’av’nun malı silindi, yoketti ve taş oldu. (Lisan madde tamise)
(1051) İbni Abbas şöyle demiş: “Kalplerini mühürle.” Dehhak şöyle demiş:
“Onları kafir olarak helak et.” (Taberi Tefsiri: 11/109-110)
(1052) Mecazı, Udvanen’dir. (Ebu Ubeyde, Mecazu’l-Kur’an: 1/281)
İbni Manzur şöyle demiş:
“el-Bağy kibir manasındadır. Bağy’in aslı haddi aşmaktır. Bir rivayete göre aslı hasettir. Daha sonra zulüm bağy diye isimlendirildi. Zira haset eden kişi haset edilene zulmediyor. (Lisan madde beğa)
92- “Fe’l-yevme nuneccike bi bedenike.”
Yani seni bir kara parçasına çıkarıp atacağız. Yani bedenini kaldırıp atacağız. Öyleki; senin tanınan zırhınla, ihtişamınla.1053
93- “Bevve’na.”
İndirdik.
“Mubevvee sıdkin.”
Yani doğruluk menzili.1054
(1053) İbni Cüreyc şöyle demiştir: “Beni israil’den bazıları firavn’ın boğulduğunu yalanladılar. Bunun üzerine deniz onu kıyıya attı ta ki beni İsrail onu kırmızı kısa bir şekilde gördüler. Öyle ki öküze benziyordu. Ebu Süleyman şöyle demiştir:
“Beni israil onu kimsede benzeri olmayan mercandan zırhıyla tanıdılar. (İbni Cevzi Za’du’l-mesir: 4/61)
(1054) Dehhak şöyle demiş: “Mısır ve Şam’dır. Katade ise Şam ve Beytu’l-Makdis’tir. (Taberi Tefsiri: 11/114)

HUD (A.S.) SURESİ

1- “Uhkimet ayatuhu.”
Ayetlerin hepsi neshedilmedi.1055
“Summe fussilet.”
Helal ve haram ile. Bir rivayete göre peşpeşe bir şeyler nazil oldu. Parça parça nazil oldu.1056
“Min ledun.”
Onun indinden.
3- (“Yumetti’kum.”)1057
Size ömür veriyor.1058
“İla ecelin.”
Bir vakte bir zamana kadar.1059
5- “Yesnune sudurahum.”
İçlerinde olanı büküp dürüyorlar ve gizliyorlar.1060
“Li yestahfu.”
Bununla Allah’tan gizlemek istiyorlar.1061
“Ve yestağşune siyabehum.”
Elbiseleriyle kapatıyorlar.1062
(1055) Allah’ın ayetleri emir ve nehiylerle hükmolunmuş ve açıklanmıştır. Hasan’ın dediğine göre sevap ve cezalarla olmuştur. Katade şöyle demiş:
“Allahu Teala ayetleri batıldan arındırmıştır.” (Taberi Tefsiri: 11/123)
(1056) Hasan şöyle demiştir: “Sevap, ikab ve vaidlerle.” Katade:
“Ona taat ve masiyettir” demiş ve sonra fasselaha’den kasıt ayetleri açıkladı anlamındadır demiştir. Mücahid:
“Tefsir edildi” demiştir. (Taberi Tefsiri: 11/123)
(1057) El yazma aslından düşmüştür.
(1058) Dünyada tayin edilmiş bir süreye kadar sizi güzel bir şekilde yaşatır. (Taberi Tefsiri: 11/124)
(1059) Katade şöyle demiştir: “Yani ölüme kadar.”
(Taberi Tefsiri: 11/124)
(1060) “Tesnune sudurehum” şeklinde okunmuştur. Yani kapatıyorlar, gizliyorlar. Takdiri vezni (tef’uile)’dir ve mübalağa içindir. Bir rivayete göre müşriklerden bir gurup şöyle demişler:
“Biz kapılarımızı kapatsak, perdelerimizi çeksek, elbiselerimizi de başımıza çeksek ve Muhammed’e (s.a.v.) olan adavetimizi içimizde gizlesek o bizim böyle olduğumuzu nereden bilecek?”
(Ebubekir Sicistani Garibu’l-Kur’an: 222)
(1061) Bunu böyle yapıyorlardı ki Allah’ın kelamını duymasınlar.
(Taberi Tefsiri: 11/126)
İbni Manzur şöyle demiştir:
“İstehaffe fulanun bihakki. Falanca benim hakkımı hafife aldı” demektir. (Lisanu’l-arap madde hafefe)
(1062) Yani elbiselerini üzerlerine kapatıyorlar üzerlerine örtüp giyiyorlar. İşte buna (isteğşa sevbehu veteğeşşaha) denilir.
(Taberi Tefsiri: 11/127)
6- “Ve ya’lemu mustekarraha.”
Yani rahimlerde.1063
“Ve mustevdaaha.”
Hangi toprakta öleceğini biliyor.1064
22- “La cerame.”
Gerçekten, mutlaka.1065 Şüphe yok ki.
23- “Ve ahbetu ila rabbihim.”
Huşu içinde, korktular, tevazu gösterdiler, zelil oldular, döndüler ve mutmain oldular demektir. Bütün bu lafızlar (ahbetu) manasında rivayet edilmiştir. Allahu Teala (muhbitine)’nin manasını tefsir etmiş ve şöyle demiştir:
“Ve beşşiri’l-muhbitine:Muhbitin’leri müjdele.”
(Hac: 22/34)
Ve daha sonra onların kim olduğunu söylemiştir:
“Allah’ın adı anıldığı zaman kalpleri ürperen ve titreyenlerdir.”
Ve şuraya kadar sıfatlarını saymıştır:
“Yunfikune.” (Hac: 22/35)1066
27- “Badiye’r-ra’yi.”
Zahirde hemzesizdir. Kim hemze yaparsa ibtidadan kılmış olur ve re’yin evveli manasında olur.1067
43- “La asime.”
Yani onu koruyacak bir engel, bir maniat yoktur.
44- “Ve ğide’l-mau.”
Yani su azaldı.1068
(1063)Nerede istikrar bulacağını, gece veya gündüz nereye gideceğini bilir. (Taberi Tefsiri: 2/12)
Bir rivayete göre mustekarreha’dan kasıt hayatının günleridir.
(1064) Konulacak olan yerini bilir. Bu nerede öleceği veya defnedileceği yer olabilir durum aynıdır. Bazılarının dediğine göre sulbteki yeridir. (Taberi Tefsiri: 3/12)
(1065) Cerimet günah yaptı ve kazandı. Araplar bu lafızı iman mevzularında ve mutlak surette olacak mevzularda çokça kullanırlar:
“La cereme enneke zahibun.” Şüphe yok ki sen gideceksin demektir.
(Taberi Tefsiri: 12/15)
(1066) Mukatil: “Muhlis oldular” demiştir. Bir rivayete göre mütevazi oldular anlamındadır. (Taberi Tefsiri:12/16)
“El-İhbat: tevazu ve vakardır.” (İbni KuteybeTefsiru’l-Garib: 202)
(1067) Çoğu hemzesiz (badiye’r-re’yi) okumuştur. Ebu Amr, dal’dan sonra hemzeyle (badie) okumuştur. (İbni Cevzi Zadu’l-Mesir: 4/95-96)
Yani bakmaya başladıkları zaman sana tabi oldular. Bakışlarını ve fikirlerini birazcık yoklasalardı sana tabi olmazlardı. (Huccetu’l-Kıraat: 338)
(1068) ⁄ade nedbun: Toprağa gitti demektir.
(Feyyumi el-Misbah: 459)
Lisanu’l-arap madde (ğeyeda). ⁄ade’l-mau su azaldı demektir. Veya ğare gitti demektir. Es-Sıhah’ta çekildi ve azaldı demektir.
54- “İ’terake.”
Sana isabet etti.1069
69- “Hanizin.”
Yani kızartılmış, pişmiş.1070
70- “Evcese.”
İçine bir korku girdi.1071
71- “Fedahiket.”
Bir rivayete göre hayız oldu.1072 Bir rivayete göre kendisi gibi bir yaşlı kadının nasıl doğuracağına hayret ederek bizzat güldü1073 demektir. Bir rivayete göre Allah’ın emriyle kızartılmış buzağının varlığına hayret etti demektir. Bir rivayete göre Lut kavminin, kendilerinin başlarına geleceklerini bilmeme gafletinde olmalarına hayret etti.1074 Bir rivayete göre misafirlerin yemek yememelerine hayret etti1075 demektir. Bir rivayete göre İbrahim’in (a.s.) ürkmesine hayret etti demektir.1076
“Ve min verai İshake Ya’kube.”
Yani İshak’tan sonra. Yakub (a.s.) İbrahim’in (a.s.) çocuğunun çocuğudur.1077
77- “Asibun.”
Yani şedidtir zordur. (Asebsabe)’de bu manadadır.1078
78- “Yuhreune.”
Süratle koşuyorlar.1079
(1069) A’rehu ve i’terahu: Bürüdü, kapladı demektir.
(Lisan madde ara)
Bana elem verdi manasında: Arani keza ve i’terani denilir.
(İbni Kuteybe Tefsiru’l-Garib: 204)
(1070) Toprakta çukur kazılarak ateşte kızartılana Amelika dilinde (ma yeşvi bihaddin fi’l-ard) denilir. Huzeyl diline göre taşta kızartılana (ma yeşvibi’l-hicareti) denilir. (İbni Abbas el-Luğat fi’l-Kur’an: 30)
(1071) Hissetti. (Kurtubi el-Cami: 9/65)
Lisan madde (vecese) el-Leys, el-Veces kalp korkusudur.
(1072) Mücahid’in görüşüdür ki şöyle demiştir: “Hayız olduğu zaman hanımı doksan küsür yaşında İbrahim de (a.s.) yüz yaşındaydı.”
(Taberi Tefsiri: 12/44)
(1073) Vehb b. Münebbih’in görüşüdür. (Taberi Tefsiri: 12/44)
(1074) Katade’nin görüşüdür. (Taberi Tefsiri: 12/44)
(1075) Suddi’nin görüşüdür. (Taberi Tefsiri: 12/44)
(1076) Kelbi’nin görüşüdür. (Taberi Tefsiri: 12/44)
(1077) İshak’ın ardından. Arap kelamında (el-Verau) çocuğun çocuğu anlamındadır. (Taberi Tefsiri: 12/46)
(1078) Cürhüm lügatına göredir. (İbni Abbas el-Luğat fi’l-Kur’an: 29)
Teksir üzerine asibun ve asebsebun denilir. Kötü birşey, şer yığını anlamındadır. Bir rivayete göre söz veya kelime birliğine usbetun ve isabetun denilmesi de bu kabildendir. Asebetu’r-recul nesepte onunla olan birleşenlerdir. (Kurtubi el-Cami: 9/74)
(1079) Ebu Abdurrahman Yezidi şöyle demiştir: “Korku gürültü ve saireden süratle koşuyorlar. El-İhrau gürültü ve korkudan süratle koşmaktır.” (Garibu’l-Kur’an ve tefsiri: 177)
Herevi şöyle demiştir:
“Teşvik etmek istemektir.” İbni Abbas Katade ve Suddi şöyle demişlerdir:
“Sendeleyerek herveleyle koşuyorlar.” Dehhak şöyle demiş:
“Koşuşuyorlar.”İbni Uyeyne şöyle demiştir:
“Sanki itilip kovuluyorlar. (Kurtubi el-Cami: 9/74)
Lisan madde herea. El-Hereu ve’l-ihrau şiddetli sevketmek ve düşmanın süratidir.
78- “Haulai benati.”
İşte benim kızlarım onlarla evlenin. Kendi kızlarına atfen ümmetinin kadınlarını kastetmiştir. Çünkü peygamber (s.a.v.) ümmeti için baba konumundadır.1080
“Fi dayfi.”
Müfret lafızla cemi kastedip misafirlerim demiştir. Zira müfred ceme delalet ediyor.
79- “Ma lena fi benatike min hakkin.”
Çünkü daha öncede kızlarınla evlenmedik.
80- “İla ruknin şedidin.”
Yani aşirete.1081
81- “Bi kıt’in mine’l-leyli.”
Gecenin son bölümünde kalan zaman. El-Kıt’u ve’l-kıt’atu birdir.1082
82- “Siccilin.”
Taş karışımı sert çamur. Bir rivayete göre sert, şedid ve çok1083 anlamındadır.
“Mendudin.”
Üstüste, bir biri üzerine.1084
83- “Musevvemeten.”
Belirlenmiş, işaretlenmiş. Bir rivayete göre kaşelenmiş, mühürlenmiş gibiydiler.1085
MaHSeNN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 21.01.10   #34 (permalink)
Üye
Kayıt Tarihi: 20.01.10
Yaş: 22
Konular: 67
Mesajlar: 117
Rep Puanı: 10
Standart Cevap: Tefsiru'l-Müşkil

86- “Bekiyyetul1086 lahi hayrun lekum:Allah’ın bıraktıkları sizin için hayırlıdır.”
Yani Allah-u Teala’nın size helal olarak bıraktığışeyler eksik olanlardan daha hayırlıdır.1087
(1080) İbni Cüreyc, Katade, Mücahid ve Said b. Cübeyr’in görüşüdür. (Taberi Tefsiri: 12/53)
(1081)Suddi şöyle demiştir: “Ordum olsaydı da sizinle savaşsaydım.” Hasan şöyle demiştir:
“İnsanlardan bir guruptur.” (Taberi Tefsiri: 12/53)
(1082) Yunus Suresi 27. ayette üzerinde duruldu.
(1083) Farsçadır. (sennek) ve (kil). Es-senek taştır. (Kil) ise çamurdur. İbni Abbas’ın görüşüdür. Züccac şöyle demiştir:
“Min siccil yani onlar için azap olunacakları yazılı olan şeylerdir.”
(İbni Cevzi Za’du’l-Mesir: 4/144-145)
(1084) Nedidtu’l-metae vel-lebene: Metaı ve sütü üst üste koydum anlamındadır deniliyor ki buna: Fehuve neduden ve nedidun ve nededun denilir. (Kurtubi el-Cami: 8/83)
(1085) Ali İmran suresi 14. ayette üzerinde durulmuştu.
(1086) Ve keza Kur’an’da da açık (ta) ile yazılmıştır.
(1087) Yani Allah’ın taati. Rabi şöyle demiştir:
“Allah’ın vasiyyeti.” Ferra şöyle demiştir:
“Allah’ın mürakebesi.” İbni Zeyd şöyle demiştir:
“Allah’ın rahmeti.” Katade ve Hasan şöyle demiştir:
“Rabbinizden olan payınız.” İbni Abbas şöyle demiştir:
“Allah’ın rızkı.” (Kurtubi el-Cami: 9/86)
87- “Esalavatuke.”
Bir rivayete göre dinin. Bir rivayete göre kıraatın ve duan anlamındadır.
89- “La yecrimennekum.”
Yani size kespettirmesin, getirmesin.1088
91- “Le racemnake.”
Yani seni katlederdik.1089
92- “Veraekum zihriyyen.”
Yani Allah’tan size getirdiklerimi arkanıza atıp unutuyorsunuz, bakmıyorsunuz.1090
99- “Er-rifdu.”
Atiyye, bağış.1091
“El-merfudu.”
Verilen bağış.
100- “Minha kaimun.”
Aşikardır, alenidir1092 göz önünde.
“Ve hasidun.”
İzi silindi, yok oldu.1093
101- “⁄ayra tetbibin.”
Ziyandan başka.1094
108- “⁄ayra meczuzin.”
Tükenmez, bitmez.1095 Kesintisiz.
(1088) Sizi götürmesin. (Tefsiru’l-Taberi: 12/631)
(1089) Seni sebederdik. (Tefsiru’l-Taberi: 12/64)
(1090) Ferra şöyle demiştir: “Allah’ın emrini arkanıza attınız.” Züccac şöyle demiştir:
“Araplar, bir emre aldırmayan ve kulak asmayan herkese:
“Ceale fulanun haze’l-emre bi zahrin.” derler.
(İbni Cevzi Za’du’l-Mesir: 4/153)
(1091) Yani yardım. (Mekki el-Umde: 157)
Kesreyle (er-Rifd) kasede olan içecektir. Sanki ateşte içtikleri bu şarapla zemmedilmişler gibidir. Bir rivayete göre (er-Rifd) ateşte gark olduktan sonra yapılan fazladan azaptır. (Kurtubi el-Cami: 9/94)
Lisanu’l-arap madde (refede) kesreyle (er-Rifd). Bağış ve sıladır. Rafedehu yani ona verdi ve yardım etti.
(1092) Ayakta dikili halde izleri duruyor. Katade şöyle demiştir:
“Mekanı görülüyor.” İbni Cüreyc:
“Tavanları üzerine çöküktür” demiş. İbni Vehb:
“Eserleri görülüyor” demiş. (Taberi Tefsiri: 12/67)
(1093) “Zer’un hasidun” da bu bağlamdadır. Biçilmiş ekindir. Zira bu lafzın (mahsud) olması lazımken feil vezninde gelmiş. İbni Abbas şöyle demiştir:
“Ateş misali sönmüş gitmiş şehirlerdir.” Katade:
“Hiçbir eseri görülmüyor” demiştir. ibni Cüreyc:
“Yerle bir olmuştur” demiş. Süfyan:
“Binaları yıkık haldedir” demiş. (Taberi Tefsiri: 12/67)
(1094) Helak etmek ve yıkmaktır. (Tebbet yeda ebi lehebin) misalinde olduğu gibi. Hakeza (fi tebab) misalinde olduğu gibi. (Tebben lekal kavlinde olduğu gibi.) (Garibu’l-Kur’an ve tefsiri: 178)
(1095) İbni Kuteybe şöyle demiştir: “Cezzezet, ceddet cezefet ve cedefet.” Kesildi demektir. (İbni Cevzi Za’du’l-Mesir: 4/162)
El-Cezz katı, sert bir şeyi kırmaktır. El-Cezz katı sert bir şeyi kesmektir. İbni Manzur Lisanu’l-Arap madde (cezeze)
114- “Zulefen mine’l-leyli.”
Birbirine yakın saatlerde, saat saat.1096
116- “Ma utrifu fihi.”
Kendilerine verilen malların peşine gittiler ve onu tercih ettiler.1097
119- “Velizalike halekahum.”
Allah-u Teala’nın kendilerine rahmet etmek için yarattığı kimseler, işte onlar dinlerinde ihtilafa düşmeyenlerdir. Bir rivayete göre ihtilaf için kendilerini yarattığı kimseleri Allah daha iyi bilir. Bir rivayete göre cin ve insanlardan yarattığı kimselerle cehennemi dolduracaktır. Bu görüş Malik’ten rivayet edilmiştir.
120- “Ve caeke fi hazihi’l-hakku.”
Sureyi kastediyor.1098
(1096) Saetun ba’de saetin: Birbirine yakın saatlerdir. Müzdelife’ye, Mekke yakınındaki Arefe’ye yakınlığından dolayı Müzdelife denilmiştir. (Kurtubi el-Cami: 9/110)
Züccac şöyle demiştir:
“Zulefen mine’l-leyl”in manası şudur: Gecenin ilk başlangıcındaki vakte yakın namazdır. Yani akşam ve yatsıyı murat etmiştir.
(Kurtubi el-Cami: 9/110)
(1097) Et-terif nimetlenmektir. El-Mutrif nimetin çokluğundan ve yaşam bolluğundan kibirlenen, azgınlaşandır. (Lisan madde Terife)
(1098) İbni Abbas ve Said b. Cübeyr’in görüşüdür. Katade şöyle demiştir:
“Bu dünyada.” (Taberi Tefsiri: 12/88)
MaHSeNN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 21.01.10   #35 (permalink)
Üye
Kayıt Tarihi: 20.01.10
Yaş: 22
Konular: 67
Mesajlar: 117
Rep Puanı: 10
Standart Cevap: Tefsiru'l-Müşkil

YUSUF (A.S.) SURESİ

5- “Fe yekidu leke keyden.”
Yani sana hile yapıp komplo kurarlar.1099
6- “Yectebike.”
Yani seni seçecek.1100
“Te’vili’l-ehadisi.”
Rüyaların tefsirini, yorumunu öğretecek.1101
8- “Ve nahnu usbetun.”
Cemaatiz, topluluğuz. Bir rivayete göre usbetun’un sayısı ondan kırka kadar olan guruptur.1102
9- “Yehlu lekum.”
Yalnız size kalsın.
12- “Yerte’a.”
Aynı cezmeden yemeyi kastetmiştir. Ayn kesre yapılırsa manası birbirimizi koruruz olur. Reakellahu bu anlamdadır. Yani Allah seni muhafaza etsin demektir.1103
17- “Bi mu’minin lena.”
Yani yine de bizi tasdik etmezsin, inanmazsın.1104
(1099) Sana hileler yaparlar, sana bir düşmanlık yaparlar ve sana bir kötülük yapmak için şeytana uyarlar. (Taberi Tefsiri: 12/91)
(1100) İkrime şöyle demiştir: “Yestafike (seçer).”
(Taberi Tefsiri: 10/92)
(1101) Katade ve Mücahid’in görüşüdür. (Taberi Tefsiri: 10/92)
(1102) Sayısı onbir kadar olanlardır. Usbetun mine’n-nasi: On veya daha fazlasıdır. Bir rivayete göre sayısı onbeştir. Nefer ve raht’ta olduğu gibi bu lafzın da müfredi yoktur. (Taberi Tefsiri: 12/92)
(1103) Ya ile ve ayn’ın cezmiyle (yerta) Kufe’lilerin kıraatıdır. Medine’lilerin kıraatı ya ile ve ayn’ın kesresiyledir.(Kurtubi el-Cami: 9/139)
Ebu Abdurrahman Yezidi şöyle demiştir:
“Oynarız, eyleniriz.” (Garibu’l-Kur’an ve tefsiri: 180)
İbni Cevzi şöyle demiştir:
“Er-Ret’u’nun aslı hayvan yiyecekleridir. (Retea, yerteu, rit’an) denilir. Çok yemek kastedilirse insana müstear olarak kullanılır.
(Za’du’l-Mesir: 4/187)
(1104) Bize inandığını ve bizi doğruladığını ikrar etmez.
(Mecazu’l-Kur’an: 1/303)
19- “Fe edla delvehu.”
Yani kovasını dibe saldı. Kovasını kuyunun dibine saldığı zaman (edla) denilir. Çektiği zaman (della) denilir.1105
“Ve eserruhu bidaaten.”
Onu kendilerine bir meta ve ticaret malı niyetiyle aldılar.1106
20- “Ve şeravhu.”
Onu sattılar manasındadır. Yani kardeşleri onu sattı.1107 Onu satın aldılar manasındadır yani oradan geçen kervan kafilesi satın aldı.1108
(“Bahsin.”)1109
El-Bahs1110: Değersiz. Bir rivayete göre haram.1111 Bir rivayete göre ölçüsüz, pek az1112 demektir.
“Derahime ma’dudetin.”
Sayılı çok az para karşılığında sattılar. Satıldığı miktar yirmi dirhemdi.
21- “Ekrimi mesvahu.”
Ona değer ver ve iyi bak dedi.
22- “Beleğe eşuddehu.”
Bir rivayete göre (eşeddehu)’nun miktarı otuz senedir. Müfredi (şeddetun)’dur. Bir rivayete göre bu lafız müfrettir. Arap kelamındabu isimden başka ef’ale vezninde müfred isim yoktur.1113
(1105) Su doldurmak için kovasını kuyuya saldı. (Dellaha) kovasını çıkardı. (Ebubekir Sicistani Garibu’l-Kur’an: 13)
(1106) Mücahid ve Suddi şöyle demişler: “Eğer bize bunun ne olduğunu sorarlarsa biz de aldığımız bir ticaret malıdır” deriz. Yine Mücahid:
“Tüccarlar onu birbirlerinden gizleyiverdiler” demiştir. Katade şöyle demiştir:
“Onun alım satımını gizli yaptılar. İbni Abbas şöyle demiştir:
“Yusuf’un kardeşleri onun kendi kardeşleri olduğu hususunu gizli tuttular ve o bizim kölemizdir.” dediler. (Taberi Tefsiri: 12/101)
(1107) Dahhak, Mücahid, İbni Cüreyc ve İbni Abbas’ın görüşüdür.
(Taberi Tefsiri: 12/102)
(1108) KervanınYusuf’u az bir para karşılığı satmaları görüşü Katade’nin görüşüdür. (Taberi Tefsiri: 12/102)
(1109) Köşeli parantez arasındaki el yazma asılda yoktur.
(1110) Eksik noksan demektir. Kailin (behastu fulanen hakkehu) kavlinden mastardır ifa edilmesi gereken şeye karşılık hakkına geçmek ve zulmetmektir. Bununla (menkus) kastedilmiştir. Mef’ulun yerine geçen bir mastardır. (Taberi Tefsiri: 12/102)
(1111) Dehhak, İbni Abbas ve Katade’nin görüşüdür.
(Taberi Tefsiri: 12/102)
(1112) İkrime’nin görüşüdür. (Taberi Tefsiri: 12/102)
(1113) Ebu Abdurrahman Yezidi şöyle demiş:
“Noksan alınmazdan önce son buldu.” (Garibu’l-Kur’an: 181)
Bir rivayete göre kuvveti son buldu.”
Mücahid ve Katade şöyle demişler:
“el-Eşuddu” 33 senedir.” Rabia, Zeyd b. Eslem ve Malik b. Enes (el-Eşuddu)’nun rüşt çağına ermektir demişler. (Kurtubi el-Cami: 9/162)
23- “Heyte leke.”
Helumme leke: Yani hadi gel. (Hiytu leke) okunursa manası senin için süslendim, hazırlandım demektir.1114
29- “Mine’l-hatiine.”
Günah işlediği zaman hatae yahteu hit’an ve huve hatiun denilir. Yanlış yapan ve günah işleme kastı bulunmayana ahtae yuhtiu denilir. Bu lafzın ismi (el-Hateu)’dur.
30- “Kad şeğefeha hubben.”
Yani Yusuf’un sevgisi onun kalbine işledi. Şeğefe kalp perdesidir ama onunla kalp murad ediliyor.1115
31- “Bi mekrihinne.”
Kadınların gıybetini duyunca.1116
“Muttekeen.”
Yani yemek. Falancanın yanında yemek yedik (itteke’na inde fulanin) denilir. Ta cezimli okunursa bununla turunçgiller kastedilmiş olur.1117
32- “İsta’same.”
Kabul etmedi, karşı çıktı.1118
36- “A’siru hamren.”
Yani üzüm sıktığımı.1119
42- “İnde rabbike.”
Efendinin yanında.1120
(1114) Hadi gel, yönel demektir. Mastar’ı ve tasrifi yoktur. Nehhas şöyle demiştir:
“Bunda yedi kıraat vardır: En güzel kıraat İbni Mes’ud’tan (ha ve ta)’nın fethasıyla (heyte leke) rivayet edilmiştir.”
(Kurtubi el-Cami: 9/163)
Nafi ve İbni Zekvan:
“Ha’nın kesresi, hemzesiz ve ta’nın fethasıyla (hite) okumuşlardır ve keza Hişam da böyle okumuş ancak hemzeyi dahil etmiştir. Ondan (ta)’nın zammesiyle de rivayet edilmiştir. İbni Kesir:
“ha”’nın fethası ve (ta)’nın zammesiyle okumuştur. (et-Teysir: 128)
(1115) Yusuf’a aşkı arttı. Bir rivayete göre Yusuf’un sevgisi bastırdı ve ona galip geldi. Eş-Şeğef kalbin batınıdır. Bir rivayete göre kalbin ortasıdır. (Kurtubi el-Cami: 9/176)
İbni Manzur şöyle demiştir:
“Sevgi kalbini bürüdü. Ferra’dan nakledildiğine göre sevgi kalbinin perdesini delip içine ulaştı ve şuğife birşeyin bir şeyle yanıp tutuşmasıdır.” (Lisan madde şeğef)
(1116) Suddi şöyle söylemiştir: “Kadınların dedikodularını, sözlerini.” Katade şöyle demiştir:
“Kadınların konuşmalarını.” (Taberi Tefsiri: 12/119)
(1117) Said şöyle demiştir: “Yeme, içme ve turunçgiller.” İbni Abbas:
“Meclis olduğunu söylemiştir.” Mücahid turunç olduğunu söylemiştir. (Taberi Tefsiri: 12/119)
Mücahid ve Said b. Cübeyr hemzesiz ve şeddesiz (mutken) okumuşlardır. (Kurtubi el-Cami: 9/178)
(1118) Suddi şöyle demiştir: “Karşı çıktı.” (Aynı eser: 12/124)
(1119) İbni Mes’ud’un kıraatına göre (asiru ineben)’dir. Bunun Amman’lıların lügatına göre olduğu ve onların üzümü (hamr) diye isimlendirdiklerini söylemiştir. (Taberi Tefsiri: 12/128)
(1120) Büyük kral. (Taberi Tefsiri: 12/132)
Er-Rab aynı zamanda kıral, efendi, seyyid, müdür, mürebbi, kayyim ve mun’imede söylenen bir lafızdır.
42- (“Bid’a.”)1121
El-Bid’u; birden dokuza kadar olan sayılara denilir. Bir rivayete göre birden dörde kadar olan sayılardır.
44- “Edğasu ehlamin.”
Karışık rüyalardır. Müfredi hulmun’dur.1122
45- “Veddekere ba’de ummetin.”
Biraz sonrayı kastetmiştir. (Ba’de emtin) okunursa unuttuktan sonra nisyandan sonrası kastedilmiş olur.1123
46- “Es-sıddiku.”
Çok doğru sözlü. Şirribun ve sikkirun misalidir.
MaHSeNN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 21.01.10   #36 (permalink)
Üye
Kayıt Tarihi: 20.01.10
Yaş: 22
Konular: 67
Mesajlar: 117
Rep Puanı: 10
Standart Cevap: Tefsiru'l-Müşkil

47- “De’ben.”
Adetinizde olduğu gibi peşpeşe ekin ekin. Hakeza hemze fetha okunsa da (deeben) aynı manadadır. Deebe yed’ebu de’ben ve deeben denilir.1124
48- “Tuhsinune.”
Depoladıklarınızdan ve sakladıklarınızdan.1125
49- “Yuğasu’n-nasu.”
İnsanlar üzerine çok yağmur yağdırılacak.
“Ya’sirune.”
Üzüm ve zeytinler sıkacaklar. Bir rivayete göre ya’sirune kurtaracaklar manasındadır. El-Usretu necat manasındadır.1126
(1121) El yazma aslında yoktur.
(1122) Yani onun te’vili, yorumu yoktur. Ed-diğsu birşeylerin birbirine karışmasıdır. Kelamın diğsun içinde hayrolmayan konuşmadır ve ed-⁄asu ehlami’r-rüya karışık olduğundan dolayı yorumu yapılamayan rüyadır. (Lisan madde değese)
(1123) İbni Abbas, İkrime ve Dehhak’ın kıraatı hemzenin fethası ve mim’in tahfifiyledir. Şubeyl b. Azrete’d-dab’i’den nakledildiğine göre elifin fethası mim’in cezmi ve (ha)’nın kendisiyle (emhin)’dir. El-Emtin misali gibidir. Böyle iki lügattırlar ve nisyan manasındadırlar. Eşheb Ukayli (‘ba’de immetin) diye okumuş. Yani nimetten sonra. Yani Allah-u teala onu kurtuluşla nimetlendirdikten sonra.
(Kurtubi el-Cami: 9/201-202)
(Ba’de emhin). Temim Kays ve Aylan’lıların lügatına göre nisyandan sonra demektir. (el-Luğat fi’l-Kur’an: 30)
(1124) Yani geçmişte ekin ektiğiniz adet ve ziraat üzere.
(Taberi Tefsiri: 12/136)
Ebu Hatem’in Yakub’tan anlattığına göre hemzenin harekesiyle (deeben)’dir. ve keza bu şekilde Hafs, Asım’dan rivayet etmiştir. İkisi de birer lügattır. (Kurtubi el-Cami: 9/204)
(1125) Hapsettiğiniz, kaldırdığınız. Çünkü tohumları bırakmak yiyeceklerin depolanması anlamındadır. Katade şöyle demiştir:
“Depoladığınız.” (el-Cami: 9/204)
(1126) Sağdığınız. (Mekki el-umde: 161)
İsa’nın kıraatı ta’nın zammesi ve sad’ın fethasıyla (tu’serun)’dur. Yağmurlanmak manasındadır. (Yani çok yağmur yağacak mütercim). İbni Abbas’ın dediğine göre:
“Üzüm ve yağlardır.” Bir rivayete göre:
“Üzüm, zeytin ve susam sıkacaklar.” Bir rivayete göre:
“Çokluğundan dolayı sütlerin sağılması kastedilmiştir. Bu da nebatın ve çayırların bol olduğuna delalet ediyor.” (Kurtubi el-Cami: 9/205)
51- “Hashase.”
Açıklandı ve meydana çıktı.1127
65- “Zalike keylun yesirun.”
Evvelki yüke göre bir ölçek azdır.
66- “İlla en yuhate bikum.”
Helak olmakla karşı karşıya kalmanız müstesna.1128
72- “Zaimun.”
Kefilim.1129
76- “Kidna li Yusufe.”
Kralın dinine göre Yusuf’a bir tedbir öğrettik. Yani onun hükmünde, sultanında.1130
77- “Fekad seraka ahun lehu minkablu.”
Daha önce onun kardeşi de çalmıştı. (Yusuf a.s.)1131. Bir rivayete göre Yusuf da (a.s.) daha önce, ibadet edilen bir putu çaldı ve attı.1132
80- “Halesu neciyyen.”
Bir kenara çekilip başbaşa kaldılar. Tutuklanan kardeşlerinin durumunu müzakere etmek için gizlice istişare ediyorlardı. Birbirlerine bakışıyorlardı, beraber geziniyorlardı.1133
81- “Vema kunna li’l-ğaybi hafizine.”
Yani sana söz verdiğimiz zaman onun çalacağını ve tutuklanacağını bilmiyorduk.1134
(1127) El-Hashasetu gizlilikten sonra hakkın açığa çıkmasıdır.
(Lisan madde hashase)
El-Hass’ın aslı birşeyin aslının açıklanmasıdır. Hashasa’nın manası. Zuhur etmesi ve sabitleşmesiyle batıldan koptu, kesildi. Bir rivayette (el-Hassetun)’dan müştaktır. Mana şudur:
“Hakkın yönü batılın yönünden ayrıldı.” (el-Cami: 9/208)
(1128) Mücahid şöyle demiştir: “Hepiniz birden helak olma durumuyla başbaşa kalmanız müstesna.” Katade şöyle demiştir:
“Buna gücünüz yetmeyecek kadar size galebe gelmesi müstesna.”
(Taberi Tefsiri: 9/13)
(1129) Zaim, Kefil, Hamil, Damin ve Kabir lafızları aynı anlamdadır. (Kurtubi el-Cami: 9/231)
(1130) Mücahid şöyle demiştir: “Allah-u Teala’nın Yusuf’a tedbir öğretmesi onun için illettir.” İbni Cüreyc şöyle demiştir:
“Yusuf’a yaptık, öğrettik.” (Taberi Tefsiri: 13/17)
(1131) Mücahid ve İbni Cüreyc’in görüşüdür. (Taberi Tefsiri: 13/19)
(1132) Said b. Cübeyr ve Katade’nin görüşüdür. (Aynı Eser: 13/20)
(1133) En-Necva ve en-Neciy sırdır. Necahu, necven necva fısldaşmaktır. (İbni Manzur lisan madde neca)
Müfredi (neciyyen)’dir. Çünkü o, tesniye, cem ve bir lafızla müennes olan mastar’ın mecrasında icra ediliyor.
(İbni Cevzi Za’du’l-Mesir: 4/266)
(1134) İkrime İbni Nuceyh, Mücahid ve Katade’nin görüşüdür.
(Taberi Tefsiri: 13/25)
84- (“Ya esefa.”)1135
El-Esef çok hasret çekmektir.1136
“Kezimun.”
Üzüntüsünü tutarak hüznünü dışa vurmadı ve ondan şikayet etmedi. Aslı tutmaktır.1137
85- “Tefteu tezkuru.”
Hala anıyorsun.1138
“Haraden.”
Yani onulmaz hasta.1139
“Ev tekune mine’l-halikine.”
Yada öleceksin.
86- (“Bessi.”)1140
El-Bessu: Şiddetli hüzündür.1141
88- “Müzcatin.”
Az. Bir rivayete göre:
“Değersiz.” Bir rivayete göre:
“Kesat.” Bir rivayete göre:
“Çok.”1142
92- “La tesribe aleykumu.”
Ölümden sonra yaptıklarınızla sizi kınama yoktur. Aslı ifsat etmektir.1143
94- “Tufenniduni.”
Bunak demezseniz. Bir rivayete göre cahillik isnat etmezseniz ve sefih olduğumu söylemezseniz demektir.1144
(1135) Köşeli parantez arasındaki el yazma asılda yoktur.
(1136) Ölüye yas tutma mahrecinde çıkmıştır. Onun üzerinde durak yapıp durdun mu(ya esefah) dersin. Durak yapmayıp bitiştirdiğin zaman (ya)’yı atarsın o zaman el-Esefu çok pişmanlık ve hüzün anlamına gelir.
(Ebu Ubeyde Mecazu’l-Kur’an: 1/316)
(1137) Yani hüzünden dolayı gamlı ve kederlidir. Yani içi hüzün doludur ama hüznünü tutup açığa vurmuyor. Mücahid:
“Üzüntüden hastadır.” (Mekmud) demiş. Ata el-Horasani’nin dediğine göre:
“Kederlidir.” Suddi’nin dediğine göre kızgın ve öfkelidir.
(Taberi Tefsiri: 13/27)
(1138) Manası şudur: “Tallahi onu unutmayacaksın. (la)’nın konumu malum olduğundan kelamda tahfif için düşürülmüştür. Arapların şöyle dediği gibi:
“Vallahi aksuduke ebeden: manası vallahi sana bir daha teveccüh etmeyeceğim.” (Zadu’l-Mesir: 4/271)
(1139) Yani ülfet etmektir. İbni Abbas Mücahid şöyle demiştir:
“Ölümcül hastalıktır ama ölümün kendisi değildir.” Katade:
“Yaşlılıktır” demiş. Dehhak:
“Üzüntüden dökülmüş viran olmuş” demiştir. Muhammed b. İshak:
“İdrak ve aklı olmayan, bozuk anlamında olduğunu demiştir.”
(Kurtubi el-Cami: 9/250)
(1140) El yazma asılda yoktur.
(1141) İbni Abbas şöyle demiştir: “Üzüntüm.” Hasan’ın dediğine göre hacetim demektir.” (Taberi Tefsiri: 13/30)
(1142) Et-Tezciyetu bir şeyi vermektir. Ez-Ceytu’ş-şey’e: Az verdim demektir. (Lisan madde zeca) (Tefsiru’l-Kurtubi: 9/253)
Sa’leb’in dediğine göre:
“Tam olmayan ve noksan” anlamındadır.
(1143) Ayıplamak, kınamak ve azarlamaktır. Züccac şöyle demiştir:
“Hicaz lügatına göre ifsat etmektir.” (Kurtubi el-Cami: 9/257)
(1144) Said b. Cübeyr ve Dehhak’ın dediğine göre beni yalanlamazsanız anlamındadır. El-Fened: “Yalan” demektir. Bir rivayete göre takbih etmektir. Ebu İshak şöyle demiştir:
“Yaşlılıktan kaynaklanan rey zayıflığıdır. Bir rivayete göre bunadığımı, sapıttığımı söylemezseniz. Bir rivayete göre beni kınamazsanız manasındadır. Et-Tefnid kınamak ve rey zayıflığıdır.”
(Kurtubi el-Cami: 9/260)
100- “ale’l-arşi.”
Kanepe, taht.1145
107- “⁄aşiyetun.”
Onları da kapsayacak, umumi.1146
(1145) Kıral tahtı. Lisanu’l-Arap madde arş. Arş veya taht ile kral kastedilir. (Kurtubi el-Cami: 9/264)
(1146) Mücahid: “Onları kapsayacak bir azaptır” demiş. Dehhak:
“Helak eden azap ve musibetlerdir” demiş.(Kurtubi el-Cami: 9/273)
Lisanu’l-arap madde ğeşa. El-⁄eşau örtü demektir. Burada onları da kapsayan umumi bir ceza veya azap manasındadır.
MaHSeNN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 21.01.10   #37 (permalink)
Üye
Kayıt Tarihi: 20.01.10
Yaş: 22
Konular: 67
Mesajlar: 117
Rep Puanı: 10
Standart Cevap: Tefsiru'l-Müşkil

RA’D SURESİ

1- “Elif, lam , mim, ra.”
İbni Abbas’tan rivayet edildiğine göre (elif, lam, mim, ra)’nın tefsiri:
“Ben Allah melik ve rahman”ım anlamındadır. Yine İbni Abbas’tan rivayet edildiğine göre (elif=Allah, lam=Cibril, mim=Muhammed, ra=Alemlere rahmet için olan Rasul) anlamındadır.1147
3- “Zevceyni isneyni.”
Yani bütün meyvelerden tatlı ve ekşi kıldı.1148
4- “Vefi’l-ardi kitaun.”
Yani şehirler.1149
(“Sinvanun.”)1150
Sinvan hurma cinsinden çatallı olanıdır. Bu lafız iki ve daha fazlasına ifade edilir. Aslı birdir.1151
“Ve ğayru sinvanin.”
Yani çatalsız, kökleri birbirinden ayrı olan hurmalar. Kinvanun lafzı gibi tesniye sigasıyla gelmiş cemdir.
6- “el-Mesulatu.”
Ukubatlar, cezalar.1152
(1147) Bir rivayete göre (Ben daha iyi bilen ve dirayetli olan Allah’ım) manasındadır. İbni Abbas’ın dediğine göre:
“Ben Allah’ım görüyorum” demektir. (Taberi Tefsiri: 13/61)
(1148) Yani örnek ve iki cins. (Taberi Tefsiri: 13/61)
(1149) Bahçelerin dışında birbirine çok yakın mesafelerde.
(Ebu Ubeyde Mecazu’l-Kur’an: 322)
(1150) El yazma aslında yoktur.
(1151) Müfret sigası (sinuvun) tesniye sigası (sinvanun)’dur. Mana şöyledir:
“Kökleri bir ama başından itibaren dallara, kısımlara bölünüp hurma ağacı olandır.” (Ebu Abdurrahman Yezidi Garibu’l-Kur’an ve tefsiri: 189)
Ferra’nın dediğine göre (sad)’ın kesresiyle (sinvanun) Hicaz’lıların lügatına göredir. (Sad)’ın zammesiyle Temim’lilerin ve Kays’lıların lügatına göredir. (İbni Cevzi Za’du’l Mesir: 4/403)
(1152) Emsaller ve benzerleri demektir. Müfret sigası (mesuletun)’dur. (Ebu Abdurrahman Yezidi Garibu’l-Kur’an ve Tefsiri: 190)
Züccac şöyle demiştir:
“Eğer onlar bir vaaz nasihat aldılar ise daha önce geçen azaplarda örnekler, emsaller ve ibretler vardı.” İbni Enbari şöyle demiştir:
“el-Musletu cezadır. Öyleki isabet ettiği kişilerde yaratılışında bazı değişikliklere neden olması hasebiyle üzerinde azabın eseri kalan ukubattır. Mesela birileri burnunun kesilmesiyle veya kulağının kesilmesiyle veya gözünün çıkarılması sebebiyle yaratılışında bir değişiklik olmuşsa ona: “Messele fulanun bi fulanin.” denilir.
(İbni Cevzi Za’du’l-Mesir: 4/305-306)
7- “Ve likulli kavmin had.”
Yani hakka çağıran bir peygamberi vardır.1153
8- “Ma teğidu’l-erhamu.”
Yani rahimlerin hamlde dokuz aydan az olup olmayacağı.1154
“Vema tezdadu.”
Dokuz aydan fazla olanı.1155
10- “Ve saribun bi’n-nehari.”
İhtiyaçlarında tasarruf sahibi olan.1156
11- “Lehu muakkibatun min beyni yedeyhi.”
Yani gece ve gündüz onu takip eden melekler vardır. Her gurup diğerinden sonra gelir.
“Yahfezunehu min emrillahi.”
Yani Allah’ın emriyle onu koruyorlar.1157
“Min valin.”
Bir dost, bir veli.
12- “Havfen ve temaan.”
Yani misafir için korku mukim için ümittir.1158
13- “Şedidu’l-mihali.”
Hile ve tedbir. Aslı (el-Havl)’dandir. Bir rivayete göre hile yapmak anlamında olan (mahale)’dendir. Bu konuda ihtilaf vardır.1159
(1153) Her kavmin tabi olduğu bir imamı, onları hidayete götüren bir hidayet rehberi veya şerre götüren bir şer rehberi vardır. Aslı (hadi’l-feres)’tendir. Öyleki at’ın cesedine yol gösteren anlamında olan at’ın boynu manasındadır. Katade’nin dediğine göre:
“Onları Allah’a çağıran bir davetçi vardır.” Said b. Cübeyr şöyle söylemiştir:
“Hidayet veren Allah’tır.” Aynı şekilde bunu Dehhak, Mücahid ve İbni Abbas ta söylemiştir. (Taberi Tefsiri: 13/71)
(1154) Mücahid şöyle demiştir: “el-⁄aydu; rahimlerin, kan’ı eksiltmesidir veya düşük yapmasıdır.” Bir rivayete göre hayız kanının kesilmesidir. (Kurtubi el-Cami: 9/286)
Lisanu’l-Arap madde (ğeyada) ğade’l-mau yeğidu su azaldı veya kayboldu gitti demektir.
(1155) Ebu Ubeyde şöyle demiştir: “Yani olan ve olacak şeyleri.”
(Mecazul-Kur’an: 1/323)
(1156) Yani kendi yoluna ve yönüne gidene (salikun fi serebihi) denilir. (Ebu Abdurrahman Yezidi Garibu’l-Kur’an ve tefsiri: 190-191)
Bir rivayete göre gizli olandır. Mesela yabani hayvan kendi inine girdiği zaman (inserebe’l-vahşu) denilir. Ahfeş’in görüşüdür ve Kutrub’ta söylemiştir. (İbni Cevzi Za’du’l-Mesir: 4/310)
(1157) Allah’ın emriyle onun işini, emrini koruyorlar.
(Ebu Ubeyde Mecazu’l-Kur’an: 1/324)
(1158) Hasan şöyle demiştir: “Şimşek çakmalarından olan korku ve mukim için olan ümit neticesinde yağmur ve bereketin olmasıdır. Katade, Mücahid ve diğerlerinin görüşleridir. (Kurtubi Tefsiri: 9/295)
(1159) İbnu’l-Arabi şöyle demiş: “Hiledir.” Allahu Teala’dan olan hilenin anlamı:
“Hakla önü alınan tedbirdir.” Ezheri şöyle demiştir:
“Kuvvet ve şiddettir.” İbni Arefe:
“Cedel” olduğunu söylemiştir. Katbi şöyle söylemiştir:
“Keydin aslı hiledendir.” İbni Abbas şöyle demiştir:
“Adavet ve engeldir.” Ali b. Ebu Talib şöyle demiştir:
“Almaktır.” Hasan şöyle demiştir:
“Kıtlıkla helak etmektir.” (Kurtubi el-Cami: 9/299)
14- “Kebasiti keffeyhi ile’l-mai liyebluğefahu.”
Allah’tan başkasına dua yaptıkları zaman onlar bununla hiç bir şey elde edemezler.1160 Onların elde ettikleri ancak ağzına gelsin diye suya doğru avucunu açan kimsenin elde ettiği kadardır.
17- “Rabiyen.”
Su üstüne çıkan.1161
“İbtiğae hilyetin.”
Süs veya takı.1162
“Ev metain.”
Kurşun ve demirden olan kaplar ateşte eritildiği zaman tıpkı selin üstünde giden köpük misali o da üste çıkar.
“Ve’l-cufau.”
Vadinin her iki kıyıya vurduğu çerçöp gibi.1163
22- “ve yedreune.”
Defedip savıyorlar.
31- “Efelem yey’esillezine.”
Bilmediler mi, bilmiyorlar mı?1164
“Kariatun.”
Başlarına gelecek olan bir musibettir. Cemi devahu’dur. Ve o da zamanın afetlerindendir.1165
(1160) Yani puta tapanlar, onlardan birşey istedikleri zaman onların eline birşey g eçmez. (Aynı Eser)
(1161) Suyun üstüne çıkıp yükselen. (Kurtubi el-Cami: 9/305)
Lisanu’l-arap made (riba). Raba’ş-şey’u yerbu: “arttı ve çoğaldı.”
(1162) Yani altın ve gümüşten gerdanlıklar. (Kurtubi el-Cami: 9/305)
(1163) Ebu Abdurrahman Yezidi şöyle demiştir: “Deniliyor ki:
“Kad ecfeu’n-nas ve kad cefe’tuhum.” “İnsanlara su içirdim” anlamındadır. (Kad ecfeatil kidru): “Tencere kaynadı köpükler üste çıktı ve kaynama durduğunda birşey kalmaz.” (Garibu’l-Kur’an ve tefsiri: 193)
Lisanu’l-arap madde cefa. Mekanında durmadı (cifau’s-seyl): “Sel’in attığı süprüntü, köpük ve sairedir.”
(1164) İbni Kuteybe şöyle demiştir: “Bilmek manasındaki (yey’esu): Neha lügatına göredir. Ye’sin bilmenin yerine kullanılmasının sebebi, zira daha önce bilgin dahilinde birşey vardır ve ona inanman ve itibar etmenle, diğer şeylerden ye’se düşmendir. (İbni Cevzi Za’du’l-Mesir: 4/331)
Suyuti şöyle demiştir:
“Efelem yey’esillezine.” Hevazin lügatına göre bilmediler mi anlamındadır. (el-İtkan: 1/176)
(1165) Veya bir musibet iner.
(İbni Kuteybe Tefsiru’l-Garibu’l-Kur’an: 228)
Lügatta (kariatun)’un manası: “Şiddetle inen birşeydir. Öyleki büyük bir emirle iner. Bundan ötürü kıyamet gününe (kariatun) denilmiştir. Deniliyor ki (kereahu emrun keza): “Ona ani bir emir geldi anlamındadır. (İbni Manzur lisan madde kerea)
38- “Likulli ecelin kitab.”
Yani vakti zamanı.1166
41- “Nenkusuha min etrafiha.”
Bir rivayete göre alimlerin ve abidlerin ölümüdür.1167
“La muakkibe li hukmihi.”
Kimse Allah’ın hükmünde değişiklik veya eksiklik yapmak suretiyle hükmünü bozamaz.
(1166) Allahu Teala’nın hüküm verdiği her emirle ilgili yazdığı kitap onun indindedir. Dehhak şöyle demiştir:
“Allahu Teala’nın semadan nazil ettiği her kitap için belirli bir süre vardır. Bununla dilediğini yok eder ve dilediğini de bırakır. Ve onun indinde (ummu’l-kitap) vardır. (Taberi Tefsiri: 13/111)
(1167) Ebu Ubeyde şöyle demiştir: “Bu cümle şunun mecaz manasıdır. Yeryüzünde ve yeryüzünün çeşitli yerlerinde bulunan alimleri ve abitleri alıp götürerek eksiltiriz. (Mecazu’l-Kur’an: 1/334)
İkrime şöyle söylemiştir:
“Muhammed’e fetih üzerine fetih ihsan ederiz.” Dehhak şöyle demiştir:
“Düşman topraklarında galip gelinen yerlerdir.” Hasan’ın dediğine göre müslümanların müşriklere galip gelmesidir. Mücahid dediğine göre:
“Nefislerde, semerelerde ve yeryüzünde harap olmasındadır.” Katade’ye göre:
“Ölümle insanları kabzetmektir.” (Taberi Tefsiri: 13/116-117)
MaHSeNN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 21.01.10   #38 (permalink)
Üye
Kayıt Tarihi: 20.01.10
Yaş: 22
Konular: 67
Mesajlar: 117
Rep Puanı: 10
Standart Cevap: Tefsiru'l-Müşkil

İBRAHİM (A.S.)SURESİ

5- “Ve zekkirhum bi eyyamillahi.”
Allah’ın nimetlerini onlara hatırlat. Bir rivayete göre:
“Gelip geçen asırlardaki günleri yani küfürleriyle beraber onları nasıl helak ettiğini hatırlat.”1168
9- “Fereddu eydiyehum fi efvahihim.”
Kin ve öfkelerinden ellerini ısırıyorlardı. Bir rivayete göre peygamberlerinin getirdiklerini inkar ettiler. Bir rivayete göre peygamberleri susturmak için ellerini onların ağzına koydular. Bir rivayete göre:
“Ellerini ağızlarının üstüne koyarak bununla peygamberlerine sus işareti yapıyorlardı.1169
15- “Vesteftehu.”
Yani yardım talep ettiler.1170
“Ve habe kullu cebbarin anidin.”
Her inatçı zorba ziyana uğradı. (Anid tıpkı muanid misalidir).1171
16- “Min veraihi cehenneme.”
Yani onun önünden.1172
21- “Min mahisin.”
Yani bir çıkış yolu.1173
(1168) Yani Allah-u Teala’nın, onları Fir’avn’dan ve kuru ıssız çölden kurtarması ve verdiği nimetleri onlara hatırlat. Nimetler (günler) diye isimlendirilir. İbni Zeyd şöyle demiştir:
“Yani o günler ki, gelip geçen ümmetlerden o günlerde intikam alındı.” (Kurtubi el-Cami: 9/341)
(1169) Yani sukut edip cevap vermediler. (Mekki el-Umde: 169)
(1170) Ebu Ubeyde’nin görüşüdür. (Mecazu’l-Kur’an: 1/337)
(1171)Hakka karşı duran herkes helak oldu. Katade şöyle demiştir:
“Yani la ilahe illallah demeyenler.” İbni Vehb şöyle demiştir:
“el-Anidu ani’l-hakki.” Yani yola girmemekte inat eden, ısrar edendir.” (Taberi Tefsiri: 13/130)
(1172) Yani bu kafirden sonra cehennem vardır. Verau sonra manasındadır. (Kurtubi el-Cami: 9/350)
(1173) Meyledip gidebilecekleri bir yer demektir. Bir yerden kaçış bulup ordan meyledene:
“Hase ankeza” denilir. İbni Mübarek şöyle demiştir:
“Herhangi bir kurtuluş yeri.” (Taberi Tefsiri: 13/133)
22- “Ma ene bimusrihikum.”
Size yardım edemem.1174
24- “Kelimeten tayyibeten.”
La ilahe illallah sözüdür.1175
“Keşeceratin tayyibetin.”
Bir rivayete göre hurma ağacıdır.1176
26- “Kelimetin habisetin.”
Allah’a şirk koşmaktır.1177
(“Keşeceratin habisetin.”)1178
Bir rivayete göre Ebu Cehil karpuzudur.1179
“Uctusset.”
Kökünden çıkarıldı ve koptu.1180
28- “Dare’l-bevari.”
Helak yeri ve o da cehennemdir.1181
31- “Vela hilalun.”
Sadakat, dostluk olmayan manasında herhangi bir dostluk bulunmayan bir gün anlamındadır.1182
35- “Vecnubni.”
Yani beni uzak tut.1183
(1174) Es-Sarihu vel mustesrihu: Yardım ve imdat dileyendir. El-Musrih yardım edendir. (Kurtubi el-Cami: 9/357)
(1175) Allah-u Teala’ya imandır. İbni Abbas şöyle demiştir:
“Müminden çıkan güzel söz ve salih ameli Allah-u Teala’ya çıkmaya devam eder.” Rabi şöyle demiştir:
“Sadece Allah’a olan ihlas ve ona şirk koşmadan ibadet etmektir.”
(Taberi Tefsiri: 13/136)
(1176) Enes b. Malik, Mücahid, Suddi, Dahhak, Katade ve İkrime’nin görüşleridir. İbni Abbas:
“O cennette olan bir ağaçtır” demiştir. (Taberi Tefsiri: 13/136-137)
(1177) Bir rivayete göre kafirdir. Öyleki onun ameli ne kabul olur ne de Allah’ın indine yükselir. (Taberi Tefsiri: 13/141)
(1178) El yazma asılda yoktur.
(1179) Enes b. Malik, Mücahid ve İbni Abbas’ın görüşleridir.
(Taberi Tefsiri: 13/141)
(1180) Kökünden çekildi. İbni Abbas bunu söylemiştir:
“Cessehu; onu kökünden kopardı.” (el-Cami: 9/362)
İbni Manzur şöyle demiştir:
“el-Cessu kesmektir.” Bir rivayete göre:
“Bir şeyi kökünden kesmektir.” Bir rivayete göre:
“Ağacı kökünden çekmektir.” (El-lisan cesese)
(1181) Amman lügatına göredir. (İbni Abbas el-Luğat fil Kur’an: 30)
El-bevar: “Kesat olmasıdır.” Bareti’s-suku: “Pazar kesat oldu” demektir. El-Bevr: “Ekilmeyen harebe yerdir.” Bare ameluhu: “Ameli batıl oldu” demektir. (el-Lisan)
(1182) Ebu Abdurrahman Yezidi şöyle demiştir:
“Yani dostluk yoktur.”el-Mehalletu: “Muhabbettir.” Bazıları şöyle demiştir:
“el-Hilal, halletu’nun cemidir.” El-Halletu: “Sevgidir.”
(Garibu’l-Kur’an ve tefsiri: 198)
Manası: “Orada cezayı geri çevirebilecek bir dost, bir arkadaş yoktur. Bilakis orada adalet ve ölçü vardır. (Taberi Tefsiri: 13/149)
(1183) Ebu Ubeyde şöyle demiştir: “Cenebtu’r-racule el-emre ve huve yecnibu ehahuş şerre, ve cennebtuhu. Hapsi uzak tutmak” manasındadır. (Mecazu’l-Kur’an: 1/342)
37- “Tehvi ileyhim.”
Onlara doğru meyledip giden.1184
43- “Muhtiine.”
Süratle koşarlar. Deve süratlendiği zaman (ehtea’l-bairu fi sayrihi) denilir. Bir rivayete göre:
“Sapmadan bakışları devam ettirmektir.”1185
“Muknii ruusihim.”
El-Mukniu re’sehu: Başını kaldırıp dikerek bir tarafıyla elinin altındakine yönelendir.1186
“La yerteddu ileyhim tarfuhum.”
Onların bakışları tek bir şeyedir.1187
“Ve efidetuhum hevaun.”
Kalplerinde hayır namına bir şey yoktur. Bir rivayete göre korku ve ürkekliklerinden ötürü kalpleri zayıf ve boştur.1188
49- “Mukarrenine fi’l-esfadi.”
Zincirlerle birbirlerine bağlanmış, kelepçelenmişlerdir. El-Esfad ve el-Eğlalu’nun müfredi safadun’dur.1189
(1184) Ebubekir Sicistani şöyle demiştir:
“Onlara meyleden.” Tehvi ileyhim: “Onları seven ve meyledendir.”
(Garibu’l-Kur’an: 54)
(1185) Hasan, Katade ve Said b. Cübeyr’in g örüşleridir. Bir rivayete göre:
“El-Muhti: Huşu ve zillet içinde bakandır.” İbni Abbas bunu söylemiştir. (Kurtubi El-Cami: 9/376)
Lisanu’l-arab madde (hetaa). Yehtau, gözleriyle bir şeye yöneldi ve gözlerini oradan ayırmadı.
(1186) Zillet içinde bakıyorlar. (Kurtubi el-Cami: 9/376)
Lisanu’l-arap madde kenea). El-Mukniu: Başını semaya dikendir.”
(1187) Çok dikkatli bakışlardan dolayı gözleri kendilerini görmez.
(Taberi Tefsiri: 13/158)
(1188) İbni Kuteybe’nin görüşüdür.
(Tefsiru’l-Garibu’l-Kur’an: 234)
Mana şöyledir:
“Gördükleri korkunç manzaradan ötürü kalpleri akletmekten hali olmuştu. Araplar boş ve kof olan herşeye hava derler.”
(İbni Cevzi Za’du’l-Mesir: 4/371)
(1189) İbni Abbas şöyle demiştir: Sağlam bağlardır. Dehhak şöyle demiştir:
“El-Esfad, zincirlerdir.” Katade şöyle demiştir:
“Bukağı, kelepçe ve ayağa bağlanan iplerle bağlanırlar.” İbni Zeyd şöyle demiştir:
“Elleri, ayakları ve boyunları bukağıyla bağlanır.”
(Taberi Tefsiri: 13/167)
50- “Serabiluhum.”
Onların gömlekleri.1190
“Min katıranin.”
(Katrin anin) şeklinde okunursa bakırdandır ve sıcaklığının son haddine vardı.1191
(1190) Züccac şöyle demiştir: “Es-Sirbal giyilen herşeydir.”
(İbni Cevzi Za’du’l-Mesir: 4/377)
(1191) İbni Kuteybe Tefsiru’l-Garib: 234’te söylemiştir.
Develere sürülen katrandır. Hasan bunu söylemiştir.
(Kurtubi el-Cami: 9/385)
İbni Abbas şöyle demiştir:
“Eritilmiş bakırdır.” Katade:
“Eritilmiş sarı bakır ve tunçtandır.” (Taberi Tefsiri: 13/168)
İbni Abbas, Ebu Hureyre ve bir gurubun kıraatı (ketiranin)’dir. İsa’nın kıraatı:
“Kitrin anin.” şeklindedir.
(İbni Haleveyh: Muhtasar fi Şuvazi’l-Kur’an: 70)
MaHSeNN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 21.01.10   #39 (permalink)
Üye
Kayıt Tarihi: 20.01.10
Yaş: 22
Konular: 67
Mesajlar: 117
Rep Puanı: 10
Standart Cevap: Tefsiru'l-Müşkil

HİCR SURESİ

4- “Kitabun ma’lumun.”
Yani muvakkat zamana kadar.1192
7- “Levma te’tina.”
Getirseydin ya!1193
10- “Şiyei’l-evveline.”
Onların arkadaşları.1194
13- “Vekad halet sünnetu’l-evveline.”
Öncekilerin peygamberleri tekzip etmesi. Bir rivayete görü küfürleri sebebiyle öncekileri helak etme konumumuz, sünnetimiz geçmişti.
14- “Ya’rucune.”
Yukarı çıkıyorlar. El-Maaric yol ve merdivendir.1195
15- “Sukkirat.”
Döndürülmüş.1196
16- “Burucen.”
Onlar on iki burçtur. El-Burc aslında saray ve kale demektir.1197
(1192) Maruf olan belirli bir müddet. (Taberi Tefsiri: 5/14)
(1193) Fiil üzerine tahdittir. (Kurtubi el-Cami: 10/40)
Ferra şöyle demiştir:
“Levma ve levla.” iki farklı lügattırlar ve hella manasındadırlar.”
(İbni Cevzi Za’du’l-Mesir: 4/383)
(1194) Önceki ümmetlerde. Müfredi şiatun’dur.
(Ebu Ubeyde Mecazu’l-Kur’an: 1/347)
İbni Manzur şöyle demiştir:
“Deniliyor ki haza şey’u haza.” Yani bu bunun gibidir. Lisan madde şeyea.
(1195) Arece fi’d-dereceti ves’sullemi ya’rucu: merdivene ve yola çıktı. (Lisan madde arece)
(1196) Bir rivayete göre sihirle büyülenmiştir ve kör olmuştur, alınmıştır ve hapsedilmiştir manasındadır. (Kurtubi el-Cami:10/8)
(1197) İbni Abbas şöyle demiştir: Burucu’ş-şemsi ve’l-kameri: güneş ve ayın menzilleri demektir. Onlar da on iki burçtur. El-Buruc’un aslı zuhur ediştir. Hasan ve Katade şöyle demişlerdir:
“el-Buruc yıldızlardır. Zuhur ettiklerinden ve yüksekte oluşlarından buruç denilmiştir.” (Kurtubi el-Cami: 10/9)
22- “Levakihe.”
Ağaçları ve bulutları aşılayan. Bir rivayete göre levakih taşıyıcılar (hevamil)’dir. Yani bulutları alıp götürüyor.1198
26- (“Salsalin.”)1199
Es-Salsal ateş değmeyen katı çamurdur. Delindiği zaman ses çıkarır. Ateş değdiği zaman fahhar denilir.1200
(“Hamein.”)1201
El-Hameu, hem’etu’nun cem’idir. Tıpkı halketin ve halek gibi.
(“Mesnun.”)1203
El-Mesnun kokusu değişmiş demektir. Bir rivayete göre sulandırılmış demektir.1204
55- “Mine’l-kanitin.”
Ümitsizlerden.
66- “Ve kadeyna ileyhi.”
Ona bildirdik.1205
75- “Li’l-mutevessimine.”
Keskin anlayışlı firasetliler.1206
79- “ve innehuma lebi imamin mubinin.”
Yani apaçık, vazıh bir yol üzerindedir.
(1198) Levakih: Taşıyıcılar anlamındadır. Çünkü rüzgarlar; su, toprak, bulut, hayır ve faydaları taşıyıcı vasıtalardır. Ezheri şöyle demiştir:
“Rüzgar lakih kılınmıştır. Çünkü bulutları bir araya toplar, istenilen yere sürüp götürür sonra dönderir ve onlardan su indirir. Bir rivayete göre levakih mulkih manasındadır. Yani taşıyıcıdır. Kendisinde taşıyıcılık vardır. Yani burada sanki rüzgarlar hayırla yüklenilmiş gibidirler. Bir rivayete göre rüzgar aşılayıcıdır. Yani ağaçlar rüzgarla aşılanırlar, bulutlar rüzgarla yağmur getirirler. (Kurtubi el-Cami: 10/15)
(1199) El yazma asılda yoktur.
(1200) Yani kokmuş çamurdur. Etin kokusu değiştiği zaman (sallel-lahmu)denilir. (İbni Cevzi Za’du’l-Mesir: 4/379)
(1201) El yazma asılda yoktur.
El-Hameu siyah çamurdur. (Kurtubi el-Cami: 10/21)
(1202) El yazma asılda yoktur.
(1203) Bir rivayete göre yaş çamurdur. Ömer’den (r.a.) rivayet edilen bu bağlamda sözde vardır. Yüzüne su serpti manasında (senne’l-mae ala vechihi) demiştir. Sibeveyh şöyle demiştir:
“el-Musavvir sünnetu’l-vech)’ten alınmıştır ve onun suretidir. Üzerinden seneler geçtiğinden dolayı mesnun denilmiştir.”
(İbni Cevzi Za’du’l-Mesir: 4/398)
(1204) Yani bu emirden dolayı Lut’a yöneldik. Bir rivayete göre vahyettik. (Taberi Tefsiri: 14/29)
(1205) Mukatil ve İbni Zeyd şöyle demişlerdir:
“Tefekkür edenler. Dehhak’ın dediğine göre bakanlar. Katade’nin dediğine göre ibret alanlar. Ebu Ubeyde’nin dediğine göre basiretli olanlar. Alimler şöyle demişlerdir:
“El-Vesem matlub olan bir şeyin başkasından ayırtedilmesi için belirlenen nişane veya alamettir. Belirleyicilik ise en güzel bir zekayla keskin bir hatırlama gücüyle ve safi bir fikirle olur.
(Kurtubi el-Cami: 10/42)
(1206) İmam kendisine, uyulan ve kendisiyle hidayet bulunan herkestir. (Ebu Ubeyde Mecazu’l-Kur’an: 1/354)
82- “Buyuten aminine.”
Üzerlerine çökmeden emin oldular. Çünkü evler dağlarda yontuk bir şekilde kalmıştı.1207
88- “Ezvacen minhum.”
Yani sınıflar, cinsler, gruplar.1208
90- “el-Muktesimine.”
Rasulullah’a (s.a.v.) karşı ahidleşen bir guruptur. Yani ona eziyet etme ve yaptırımlar uygulama yönünden.1209
91- “İdine.”
Yani çeşitli sözler söylediler. Sihirbazdır dediler, şairdir dediler ve kahindir dediler. Bir rivayete göre manası öyle parça parça edindiler ki bir kısmına iman ettiler bir kısmınıda inkar ettiler. Kureyş lügatına göre (el-Adh) sihirdir.1210
94- “Fesda’ bima tu’mer.”
Yani emrolunduğunu izhar et. Bir rivayete göre emrolunduğunla hak ile batılın arasını ayır.1211
99- “El-Yakine.”
Ölüm.1212
(1207) Allah’ın azabından emin oldular. Bir rivayete göre dağlardaki kayalardan yonttukları evlerin harap olmasından emin oldular. Bir rivayete göre ölümden emin oldular.
(1208) Nimetlerde emsaller, örnekler. Yani bazı zenginler zenginlikte birbirlerinin emsalidirler. Bunlar ezvaçtırlar. (Kurtubi el-Cami: 10/56)
(1209) İbni Abbas şöyle demiştir: “Bir kısmına inanıp bir kısmına inanmayanlar ki onlar Yahudi ve Hristiyanlardır.” Said b. Cübeyr’in dediğine göre:
“Onlar ehli kitaptırlar. Öyleki onu parçalayıp cüzlere böldüler.” Katade’nin dediğine göre:
“Allah’ın kitabını parça parçaya bölenler Kureyş’ten bir guruptu.” İbni Zeyd’in dediğine göre:
“Salih’in (a.s.) kavmidir. Öyleki Salih (a.s.) ve ehlinin aleyhinde tuzaklar kurmak üzere anlaşmışlardı.” (Taberi Tefsiri: 14/42-43)
(1210) Ebu Abdurrahman Yezidi şöyle demiştir: “el-İdh yalandır. Cemi idun’dur. El-Adihetun’dandır. (Garibu’l-Kur’an ve tefsiri: 203)
El-Adihetu iftiradır. Öyleki kişinin bir başkasında olmayan bir hasleti söylemesidir. (Kurtubi el-Cami: 10/59)
(1211) Yani emrolunduğunu uygula ve devam et.
(Ebu Abdurrahman Yezidi Garibu’l-Kur’an ve tefsiri: 203)
Bir rivayete göre Allah’ın mesajını bütün yaratıklara tebliğ et. Es-Sad’un’un aslı ayırmak ve parçalamaktır. Ferra şöyle demiştir:
“Dinini izhar et.” İbnu’l-Arabi’nin dediğine göre:
“Azmet ve hükmet.” (Kurtubi el-Cami: 10/61)
(Lisanu’l-arap madde sadea). Sadaa bi’l-hakki: Yani alenen hak ile konuştu.
(1212) Mücahid, Katade ve çoğu alimlerin görüşüdür.
(Taberi Tefsiri: 14/51-52)

NAHL SURESİ

2- “Yunezzilu’l-melaikete bi’r-ruh.”
Yani vahy ile.1213
5- (“Dif’un.”)1214
Ed-Dif’u kendisiyle ısınmak istenen şeydir.
6- “Turihune.”
Geceleri1215 getirirken.
“Tesrehune.”
Sabahları salıverirken.1216
9- “Ve minha cairun.”
Onları hidayete erdirmeyen eğri yollar vardır.1217
10- “Fihi tusimune.”
Hayvanlarınızı otlatıyorsunuz. Saimatu hayvan cinsinden otlatılan herşeydir.1218
14- “Mevahire fihi.”
Suları yarıp giden gemiler. Mesela deniliyor ki (mehereti’s-sefinetu el-mae) gemi, önüyle suyu yardı demektir.1219
(1213) Mücahid şöyle demiştir: “İnen her melekle, beraber vahy vardır. Bir rivayete göre:
“Rabbimizin kelam ettiği her kelam ondan bir vahydir.” Bu manada şu ayet vardır.
“Kezalike evhayna ileyke ruhan min emrina: Böylece size emrimizden bir ruh vahyettik.” (Şura: 42/52)
Katade şöyle demiştir: “rahmet va vahiyle.” (Taberi Tefsiri: 14/54)
(1214) El yazma aslında yoktur.
(1215) Er-Revah develerin gece meradan dönüşüdür.
(Kurtubi el-Cami: 10/71)
(1216) Surrihatil ibil: Develerin mer’a ya bırakılıp salıverilmesidir.
(Kurtubi el-Cami: 10/71)
(Lisanu’l-arap madde serehe). Et-Tesrih kolaylaştırmaktır. Serreha anhu bıraktı demektir.
(1217) El-Cair haktan sapandır.
(İbni Kuteybe Tefsiru’l-Garibu’l-Kur’an: 242)
(1218) Es-Sevm’in aslı merada uzaklaşmaktır. Züccac şöyle demiştir:
“Ahzun mine’s-sevmeti alemetler edinmektir.” Yani sürüsü ile toprakta belirli alametler bırakması veya meraya bırakılmaları için işaretleniyor demektir. (Kurtubi el-Cami: 10/82)
(1219) İbni Abbas şöyle demiştir: “Cevari ceret tecridendir.” Said b. Cübeyr’in dediğine göre:
“Mutarızadır.” Katade ve Dehhak şöyle demiştir:
“Gidip gelen, bir rüzgarla yönelen ve dönendir.” Bir rivayete göre:
“Denizin engin yerlerine gidendir.” El-Mehrin aslı sesle beraber suyu sağdan ve soldan yarmaktır. Taberi şöyle demiştir:
“Lügatta el-mehr rüzgar esintisinin sesidir.” (Kurtubi el-Cami: 10/89)
15- (“Revasiye.”)1220
Er-revasiy dağlardır.1221
26- “Mine’l-kavaidi.”
Temellerden. Bir rivayete göre:
“Onların helak olma misali tıpkı meskeni alttan yıkılıp üzerine çökmesiyle helak olanın misalidir.”
47- “Ala tahavvufin.”
Yani eksilterek. Et-Tehavvun’da bu anlamdadır.1222
48- “Yetefeyyeu.”
Döner ve bir yönden tekrar rucu eder. El-Fey’u dönüştür. Zeval vaktinden geceye kadar olan gölgenin ismidir.1223
MaHSeNN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 21.01.10   #40 (permalink)
Üye
Kayıt Tarihi: 20.01.10
Yaş: 22
Konular: 67
Mesajlar: 117
Rep Puanı: 10
Standart Cevap: Tefsiru'l-Müşkil

48- “Vehum dahirune.”
Boyun eğiyorlar.1224
52- “Velehu’d-dinu vasiben.”
Yani daimi. E’d-din taattır.1225
53- “Tec’erune.”
Duayla boyun eğerek yalvarıyorsunuz.1226
(1220) El yazma asılda yoktur.
(1221) Sağlam dağlar meydana getirdi.
(Ebu Ubeyde Mecazu’l-Kur’an: 1/357)
(1222) İbni Abbas ve Mücahid şöyle demiştir: “Onların mallarından, hayvanlarından ve ekinlerinden azar azar eksiltmedir. Dehhak şöyle demiştir:
“Korkudandır. Mana olarak şöyledir:
“Bir gurubu alıyor bir gurubu bırakıyordu. Böylelikle geride kalanlar da arkadaşlarının başlarına gelenin kendilerinin de başlarına gelmesinden korkuyorlardı.” El-Leys b. Sa’d şöyle demiştir:
“Noksanlıktır.” (Kurtubi el-Cami: 10/109)
(1223) Meylediyor. İbni Abbas demiştir bunu. Mücahid şöyle demiştir:
“Güneş zevale doğru gittiği zaman herşey Allah-u Teala’ya secde eder.” İbni Cüreyc şöyle demiştir:
“Canlıların gölgesinin secde edişi herşeyin gölgesi ve secde edişi meyletmeleri ve bir yönden bir yön edinmeleri ve bir taraftan bir tarafa dönmeleridir.” (Taberi Tefsiri: 14/79)
(1224) Ebu Abdurrahman Yezidi şöyle demiştir: “Deherallahe yedhuru: Allah’a boyun eğdi demektir.” (Garibu’l-Kur’an ve Tefsiri: 207)
İsfahani şöyle demiştir:
“Zelil, hor ve hakir olarak.” (Müfredat: 166)
Ed-Dahir emredildiği şeyi istese de istemese de boyun eğerek zelil bir şekilde yapandır. Züccac şöyle demiştir:
“Allah’ın yarattığı her cisim, kemik, et ağaç ve yıldız Allahu Tealaya boyun eğerek secde eder.” (İbni Manzur el-Lisan dehera)
(1225) İbni Abbas şöyle demiştir:
“Gereklidir.” Ferra ve Kelbi şöyle demiştir:
“Halis olarak.” (Kurtubi el-Cami: 10/114)
Kureyş lügatına göredir. İbni Abbas. (El-Luğat fi’l-Kur’an: 40)
(1226) Yani seslerini kaldırıyorlar. (Mekki el-umde: 178)
Ceere bağırdı demektir. Ceere ilellahi Allah’a boyun eğerek, duayla çağırdı. (Kurtubi el-Cami: 10/115)
56- “Ve yec’alune lima la ya’lemune nesıben mimma razeknahum.”
Bu durum ekin ve hayvanlardan ilahlarına ayırdıkları paylardır.1227
58- “Ve huve kezimun.”
Yani hazindir ama üzüntüsünü belli etmiyor. Kezmin aslı hapsetmektir.1228
59- “Ala hunin.”
Horluk ve aşağılık.1229
“Em yedussuhu fi’t-turabi.”
Yani onu gömecek.1230
60- “Ve lillahi’l-meselu’l-a’la.”
Allah’tan başka ilah olmadığına şehadet etmektir.1231
62- “Lehumu’l-husna.”
Yani cennet vardır.1232
“Ve ennehum mufratune.”
İlk önce oraya gidecekler. El-Faritu suya ilk önce gidendir.1233
66- “Fersin.”1234
El-Fers hayvanların işkembelerindeki yiyecek veya gıdalarıdır.1235
67- “Sekeran.”
Yani şarap. Bu şarap haram kılınmadan önce nazil olmuştur. Bir rivayete göre es-Seker haram manasındadır. Er-Rızk helal ve güzel olanıdır. Bir rivayete göre es-Sekar gıda ve yiyecektir.
(1227) Yani putlara ibadet eden o müşrikler ki, kendisinden zarar mı yoksa menfaat mi geleceğini bilmedikleri yaratıklara kendilerini rızıklandırdığımız mallardan onları da ortak yaparak onun için bir pay ve mükafat kılıyorlar. (Taberi Tefsiri: 14/83)
(1228) Gam ve kederi hapsetmektir. (Lisanu’l-arap madde kezeme)
Bir rivayete göre:
“Gam doludur” (Kurtubi el-Cami: 10/116)
(1229) Yani zillettir. (Mekki el-Umde: 178)
İbni Manzur şöyle demiştir:
“El-Hun zillettir.” (Lisan maded heven)
(1230) Yani onu diri olarak gömecek. (Taberi Tefsiri: 14/84)
(1231) Katade şöyle demiştir: “ihlas ve tevhittir.”(Aynı Eser: 14/85)
(1232) Erkek evlatlardır. Mücahid ve Katade bunu söylemiştir.
(Aynı Eser: 14/86)
(1233) Ebu Abdurrahman Yezidi şöyle demiştir:
“Kovulup uzaklaştırılmışlardır.” (Garibu’l-Kur’an ve tefsiri: 207)
Bir rivayete göre:
“Ateşe atıldılar.” Ebu Ubeyde şöyle demiştir:
“Terkedilmiş, unutulmuş ve geride bırakılmışlardır.”
(Mecazu’l-Kur’an: 1/361)
(1234) El yazma asılda yoktur.
(1235) El-Fers: “İşkembedeki gübredir.”
(Ebubekir Sicistani Garibu’l-Kur’an: 153)
70- “İla erzeli’l-umuri likeyla ya’leme ba’de ilmin şey’en.”
İhtiyarlığa kadar. Öyleki bilgi sahibi iken (kıymetini bilsin diye) çok yaşlılıktan ötürü birşey bilmeyecek yaşa kadar yaşatılır.1236
71- “Vallahu faddele ba’dekum ala ba’din fi’r-rizki.”
Yani efendileri kölelere üstün kıldı.
“Fema ellezine fuddilu.”
Yani efendiler.
“Bi raddiy.”
Kölelerini, elinde olan mallara ortak yapıp onlarla eşit oluyorlar mı? Bu bir darbı meseldir. Allahu Teala bunu kendi yaratıklarını kendisine ortak koşmalarına karşılık bir misal olarak vermiştir.1237
72- (“Ve hafedeten.”)1238
El-Hafedetu hizmetçiler ve yardımcılardır. Bir rivayete göre akrabalardır. El-Hafdın aslı yürümede, adım atma ve süratlenmektir. İşte bu da el-Hadem (hizmet) fiilidir.1239
80- “Za’nikum.”
Yani seferiniz.
81- “Mimma haleke zilalen.”
Yani ağaçları ve dağları.
“Serabile.”
Gömlekler.1240
(1236)Yaşlılığından dermansız bırakır. Rezele’r-reculu yerzilu rezaleten de bu kabildendir. Bir rivayete göre bu yaş haddi yetmişbeş yaştır bundan sonra çocukluğundaki bilgisizlik haline dönüşür.
(Taberi Tefsiri: 14/95)
(1237) Yani dünyada. İbni Abbas şöyle demiştir:
“Onlar kölelerini, kadınlarına ve kendi mallarına ortak etmiyorlar da benim kullarım nasıl olur da benim sultanımda, hükmümde bana ortak koşarlar ve bu ayetlerin İsa b. Meryem hususunda geldiğini söylemiştir.
(Taberi Tefsiri: 14/95-96)
(1238) El yazma aslında yoktur.
(1239) Ezheri şöyle demiştir: “Çocukların çocuklarıdır.”
(Kurtubi el-Cami: 10/143)
Ebu Abdurrahman Yezidi şöyle demiştir:
“El-Hafedetu müfredi hafidun’dur. Tefsirde iki kızkardeş olduğu söylenmiştir. Falanca süratle geldi ve geçti anlamında (merre fulanun yehfidu hifdanen) denilir. Kunut duasında okunan (ve ileyke nes’a ve nehfidu)’da bu anlamdadır. Ömer b. Hattab (r.a.) bunu demiştir.
(Garibu’l-Kur’an ve tefsiri: 208)
(1240) Katade şöyle demiştir: “Keten, pamuklu, yünlü elbise ve gömleklerdir.” (Taberi Tefsiri: 14/104)
İbni Manzur şöyle demiştir:
“Ez-Za’nu çölde yürüyüştür.” (Lisanu’l-arap madde zeane)
81- “Tekıkum be’sekum.”
Yani zırhlar sizi harbin kötü durumlarından korur öncekinde sıcaklığı soğuğa bedelen zikretmekle yetinmiş çünkü sıcaklık soğuğa da delalet ediyor.1241
92- “El-Enkasu.”
Bozulup çözülen iplik. Allah tebareke ve teala yeminleri ve ahidleri nefislerinize mecbur kılmayın ki, sonra onları bozmayasınız ve vazgeçmeyesiniz ki ipliğini sağlam büken bozan ve tekrar yapan ve bozan kadın gibi olursunuz.1242
“Dahelen beynekum.”
Hıyanet ve fesat.1243
“Erba min ummetin.”
Yani diğer fırkadan daha çok.1244
100- “Vellezine hum bihi müşrikune.”
Ondan dolayı Allah-u Teala’ya şirk koştular. Burada ba’daki (ha) zamiri şeytana racidir. Allah’u Teala’ya raci olması da caizdir. Yani:
“Vellezine hum bihi müşrikune.” olur.1245
103- “Yulhidune ileyhi.”
Ona meylediyorlar diyorlar ki o sana öğretiyor. İlhad’ın aslı meyletmektir.1246
MaHSeNN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Gitmek İstediğiniz Forum Başlığı


Saat: 00:44

Telif Hakları vBulletin® v3.8.3 Copyright ©2000 - 2010, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tercüme Eden: HüSeyiN